(556 S. KHK. m. 8/III, 42/l-b) (1086 S. K. m. 1, 193)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nce verilen 24.01.2002 tarih ve 2001/1262-2002/6 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 19.11.2002 günde davacı avukatı Erinç Sağkan gelip, davalı avukatı tebligata rağmen gelmediğinden, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Verda Çiçekli tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, SPONTEX markasının Türkiye'de ve dünyada tanınmış bir marka olup, müvekkilinin anılan markanın Türkiye'deki tek yetkili satıcı olduğunu, davalı tarafın TİLLO markası ile piyasaya sürdüğü temizlik topu ambalajının müvekkiline ait marka ile iltibas yarattığını ileri sürerek, markaya tecavüz ve haksız rekabetin önlenmesi ile 6 milyar TL. maddi ve 2 milyar TL. manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, taraflarca sunulan kanıtlara göre, markaya tecavüz koşullarının oluşmadığı, ancak haksız rekabetin oluştuğu gerekçesiyle, markaya tecavüzün önlenmesi yönündeki istemin reddine, diğer istemlerin kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Davanın açıldığı İstanbul Asliye 1. Ticaret Mahkemesi'nin 24.01.2002 tarihli nihai kararı ile dava dosyasının (kararı temyiz edilen) İstanbul Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verilmiştir.
Ne var ki, bu karar tebliğe çıkarılmamış, dolayısıyla kesinleştirilmemiş, taraflardan birinin başvurusu beklenilmemiş, dosya bir müzekkere ile kararı müteakip mahkemece kendiliğinden gönderilmiş, bir başka anlatımla dosya, HUMK. nun 193. maddesine uygun şekilde (kararı temyiz edilen) mahkemeye gelmemiştir.
Oysa dosyayı gönderen Ticaret Mahkemesi ile dosyanın gönderildiği Fikri ve Sınai Haklar Hukuk mahkemesi arasındaki ilişki, görev ilişkisi olup, belirtilen yasa maddesi hükmündeki usulün uygulanması gerekmektedir.
Bu durumda, dava dosyası usulüne uygun surette kendisine intikal ettirilmeyen mahkemece, esas kaydına bu yönde meşruhat verilip kapatılarak, dosyanın görevsizlik kararı veren mahkemeye iadesine karar verilmek gerekirken, taraflardan birinin usulüne uygun bir başvurusu olmadan, davaya bakılarak, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır.
2-Yukarıda açıklanan bozma neden ve şekline göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenle, hükmün BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenle, davalı vekili duruşmaya gelmediğinden duruşma vekillik ücreti takdirine yer olmadığına, vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 19.11.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy