(2918 S. K. m. 98, 99) (6762 S. K. m. 1299, 1301)
Davacı vekili, davalıların ilgilisi olduğu aracın neden olduğu trafik kazasında müvekkili şirkete kasko sigortalı aracın hasarlandığını ileri sürerek, 1.123.000.000.-TL nın ödeme tarihinden itibaren reeskont faiziyle birlikte mcuan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı İs-Ka AŞ. vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, dava konusu olayda davalı sürücünün tam kusurlu olduğu gerekçesiyle, davalı S. E. hakkındaki davanın açılmamış sayılmasına, 1.123.000.000.- TL nın dava tarihinden itibaren % 60 reeskont faiziyle birlikte diğer davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, kasko sigorta poliçesiyle sigortalı araca çarparak hasar veren karşı aracın malik, sürücü ve zorunlu mali sorumluluk sigortalısına karşı açılan rücuan tazminat istemine ilişkindir.
TTK nun 1301 nci maddesi uyarınca sigortacı, sigorta bedelini ödedikten sonra hukuken sigorta ettiren yerine geçer ve dava, tazmin ettiği bedel nispetinde sigortacıya intikal eder. Bu madde metninden de açıkça anlaşıldığı üzere, sigortacının, sigorta ettirene halef olabilmesi için öncelikle gerçekleşen riziko bedelini sigortalısına ödemesi gerekmektedir. Bu nedenle sigortacının, 3 ncü şahsa rücu edebilme tarihi, sigorta ettirene ödeme yaptığı tarihtir. Bu davada ise, davacı sigortalısına 11.01.1999 tarihinde ödemede bulunmuş ve hükmolunacak miktar yönünden ödeme tarihinden itibaren temerrüt faizi yürütülmesini istemiştir. Mahkemece, araç malik ve sürücüsü yönünden davacının sigortalısına ödeme yaptığı tarihten, zorunlu ve ihtiyari mali sorumluluk sigortacısı açısından ise KTK.nun 98/1, 99/1, TTK nun 1299 ncu maddeleri ile Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Genel Şartları'nın 12 nci maddesi hükmü göz önüne alınmak suretiyle temerrüt faizine hükmedilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle dava tarihinden itibaren temerrüt faizine hükmedilmesi doğru görülmemiş, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 23.12.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy