(818 S. K. m. 61, 63) (1086 S. K. m. 237)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Adana 3. Sulh Hukuk Mahkemesi'nce verilen 21.11.2001 tarih ve 2000/358-2001/1303 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Gürkan Gençkaya tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalıya ait bulunan aracın müvekkili şirket tarafından İhtiyari Mali Mesuliyet Sigorta poliçesinin yapıldığını, meydana gelen kaza neticesinde açılan davada poliçe tarihinin kaza tarihini kapsamadığının savunulmasına rağmen aleyhe neticelenip, ödeme yaptıklarını, davalı yerine ödeme yapmış olmaları nedeniyle davalının sebepsiz zenginleştiğini ileri sürerek, 245.000.000.TL.nın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, kazaya karışan aracın müvekkiline ait olmadığını, husumetleri bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosyadaki delillere göre, davacı şirkete sigortalı olmayan aracın yaptığı kazadan dolayı davacı şirketin ödeme yapmış olduğu, davalının haksız olarak zenginleştiği gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava sebepsiz zenginleşmeye dayalı istirdat istemine ilişkindir.
Dava dışı S.S.K. Genel Müdürlüğü tarafından bu davanın tarafları aleyhine açılan davada, davacı sigorta şirketinin zarar veren aracın İhtiyari Mali Mesuliyet Sigorta poliçesini düzenlemiş olduğu kabul edilerek poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere sorumluluğuna karar verilmiş, hüküm temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir. Bu karar ile davacı sigorta şirketinin davalının sürücüsü olduğu aracın İhtiyari Mali Mesuliyet Sigorta poliçesini düzenlemiş olduğu kesin hüküm halini almış olmakla, davacı sigorta şirketinin poliçenin bulunmadığından bahisle istirdat istemine ilişkin bu davasının reddine karar verilmesi gerekirken, davacı aleyhine oluşan kesin hükmü bertaraf edecek şekilde yazılı olduğu şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile hükmün BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 6.5.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy