(6762 S. K. m. 1066/son)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Kadıköy Asliye 3. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 01.03.2002 tarih ve 2000/1464-2002/134 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ata Durak tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkil şirkete taşıma rizikolarına karşı sigortalı emtianın, davalı tarafından gerçekleştirilen taşıma sırasında hasara uğradığını, ( 104.222 ) ABD Doları olan hasar bedelinin sigorta ettirene ödendiğini ileri sürerek ( 63.660.882.040 ) TL.nın ödeme tarihinden itibaren reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, manifestoya göre tüm kargonun hasarsız olarak alıcının acentesine teslim edildiğini, emtea denizde hasar görmüş olsaydı alıcısı tarafından sigortalısına yapılan ödemenin kara taşıması aşamasına ilişkin olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, TTK.nun 1066. Maddesi uyarınca süresinde ihbar yapıldığının kanıtlanamadığı, 24.05.2000 tarihli ödeme belgesinde, hasarın, Beyrut'tan Amman'a yapılan taşıma sırasında oluştuğunun belirtildiği, davalının ise Gemlik Limanı'ndan Beyrut'a kadar olan deniz taşımasını üstlendiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, taşıma rizikolarına karşı sigortalı emteanın uğradığı hasar bedelinin rücuen tahsili istemine ilişkindir. Davalı H... Karaer 1. Gemisi Kaptanı tarafından 28.3.2999 tarihinde yazıldığı anlaşılan "ilgili makama" başlıklı yazıda, yükün tahliyesinin tamamlandığı sırada hasarsız olduğu, "iddia edilen durumun" kara taşıması sırasında meydana geldiği ve gemi olarak kendilerini bağlamayacağı bildirilmiştir. Bu durum karşısında davalı taşıyana, geçerli bir ihbar yapıldığının kabulü zorunludur. Kaldı ki ihbar yükümlülüğünün yerine getirilmemesi halinde dahi malların konişmentoda yazılı olan halde teslim edildiği ve şayet bir hasar sabit olursa, bunun taşıyanın sorumlu olmayacağı bir sebepten ileri geldiği karine olarak kabul olunur. Ancak TTK.nun 1066/son maddesi uyarınca bu karinenin aksi ispat edilebilir. Ürdün Kraliyet Bilim Dairesi tarafından 11.4.2000 tarihinde yapılan kimyasal analiz sonucunda, emteayı etkileyen su kaynağının deniz suyu olduğu tespit edilmiştir. Davalı vekilinin iddia ettiği gibi, emteanın, alıcısı tarafından kasten deniz suyu ile ıslatıldığına ilişkin olarak dosyada bir kanıt bulunmamaktadır. Bu durum karşısında ziya ve hasarın, davalı tarafından gerçekleştirilen deniz taşıması sırasında meydana geldiği ve TTK.nun 1066/son maddesindeki karinenin aksinin kanıtlandığı kabul edilmelidir. Mahkeme gerekçesinde belirtilen 24.5.2000 tarihli ödeme belgesinde Beyrut'tan Amman'a yapılan taşıma sırasında oluşan hasar bedelinin ödendiğinin bildirilmesinin de, taşımanın tümüne teşmil edilerek, deniz taşıması sırasında meydana geldiği anlaşılan hasar bedelinden davalı taşıyanın sorumluluğunu kaldırılacağı şeklinde kabul edilmesi mümkün değildir. Mahkemece, davanın, yukarıda belirtilen ilkeler çerçevesinde değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçelerle hüküm tesisi doğru olmamış ve bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı sigorta şirketi yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 23.01.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy