(6100 S. K. m. 371)
Taraflar arasında görülen davada Malatya Asliye 2. Hukuk Mahkemesi’nce verilen 07.05.2002 tarih ve 2001/140-2002/199 sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 26.11.2002 günde davacı avukatı …. ile davalı avukatı …… gelip, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ….. tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin EXP 1620 nolu fatura ile ……… adlı yabancı firmaya fındık ihraç ettiğini, ihracatın vesaik mukabili davalı bankanın Malatya Şubesince yapıldığını, davalı bankanın ihracat bedelinin kendilerine ödemediğini ileri sürerek, (54.252.80) USD’nin davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, Uluslararası Ticaret Odası’nın tahsilat işlemleri için Yeknesak Kurallar isimli 522 sayılı broşür hükümlerine göre, ihracat bedelinin tahsili için müvekkilinin kendisine düşen görevi yaptığını, mal bedelinin ödenmemesi ile müvekkilin eylemi arasında illiyet bağı bulunmadığını ve müvekkile atfedilecek bir kusur bulunmadığını bulunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, taraflarca sunulan kanıtlar ve yaptırılan bilirkişi incelemesine göre, davalı bankanın, davacının gösterdiği bankayı muhabir olarak kabul etmek zorunda olmadığı için, muhabirin davacı tarafça gösterilmesinin davalı bankayı sorumluluktan kurtarmayacağı, davalı bankanın muhabir bankanın ağır kusurundan sorumlu olacağı, davalının 522 sayılı broşürde yer alan sorumluluktan kurtulma hükümlerinden yararlanamayacağı, vesaikin davalı bankaca gayri kabili rücu olarak satın alındığı ve tahsil edilmeme halinde satma müracaat hakkından vazgeçildiği, fatura bedelinin ödenmemesinden vesaiki satın alan bankanın sorumlu olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, vesaik mukabili olarak yapılan ihracat işleminden kaynaklanmakta olup, davacı tarafça kabul edilen ve hükme dayanak yapılan bilirkişi raporunda belirtildiği üzere, olayda davalı bankaya izafe olunacak şahsi bir kusur mevcut olmayıp, davacı, kendisi tarafından tayin olunan tahsil bankası ……..nın bedeli tahsil etmeden vesaiki alıcı/ithalatçıya teslim etmesi sebebiyle mal bedelini tahsil edememiştir. Bu durumda uyuşmazlığın çözümü davalı gönderen bankanın kendisi tarafından tayin edilmeyen tahsil bankasının kusurundan sorumlu olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Taraflar arasında çekişmesiz olduğu üzere, davacı 27.10.1999 tarihinde davalı bankaya başvurarak vesaikin kendisi tarafından tayin olunan …….’ya gönderilmesini istemiş, davalı banka da amir davacının bu talimatını aynen yerine getirerek vesaiki, (bu tahsilat emri, uluslararası ticaret odasının geçerli tahsil için standart kurallara tabidir) kaydını içeren römiz mektubu ekinde tahsil bankasına göndermiştir.
Davacı tarafça da delil olarak dayanılan bu belgedeki kayda göre işlemin milletlerarası ticaret odası kurallarına tabi olmadığına ilişkin bilirkişi görüşüne itibar edilemez ve ihtilafın hallinde işlem tarihinde geçerli bulunan 522 sayılı broşür hükümlerinin göz önünde bulundurulması gerekir. Öte yandan, bir an için Milletlerarası Ticaret Odası Kurallarına atıf olmadığı kabul edilse bile, anılan kurallar tüm milletlerarası bankacılıkta müstehar bir şekilde uygulandığından mahkemece taraf iradelerinin yorumu da nazara alınmak gerekir. Nitekim doktrinde de bu görüş benimsenmiş bulunmaktadır. (Bkz. Prof.Dr. Seza Reisoğlu, Akreditif, Ankara, 1995, s.21) Milletlerarası Ticaret Odası Kurallarına ilişkin 522 sayılı broşürün 11. maddesi hükmüne nazaran dava konusu işlemi amirin hesabına yapan ve vesaiki davacı amir tarafından belirlenen yabancı bankaya gönderen davalının tahsil bankasının kusurundan sorumlu tutulması mümkün değildir. (Aynı görüş Bkz. Ş. Eryürek, Ödeme Şekilleri ve Vesaik, Anadolu Bankası Eğitim Yayınları 2, s.24 vd.) Nitekim, Dairemizin 2000/6963E, 2000/9172K ve 21.11.2000 tarihli ilamında da aynı husus benimsenmiştir.
Ayrıca, ihracat işlemine konu olacak davalı bankaya kullandırılan kredi nedeniyle temlik edilmiş olduğundan ihracat bedelinin tahsilini teminen davalı lehine yapılan bu işlem de davalı aleyhine yorumlanamaz. Üstelik, yanlar arasındaki kredi sözleşmesi hükümleri de böyle bir kabule engeldir. Bu itibarla mahkemece davanın reddine karar verilmek gerekirken, anılan hususlar göz önüne alınmaksızın, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış ve kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı banka vekilini temyiz itirazlarını kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, (275.000.000) TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı banka vekiline verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 13.12.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)