(2918 S. K. m. 98, 99) (6762 S. K. m. 1299)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 11. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 27.02.2002 tarih ve 2001/511-2002/55 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı Sigorta vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Gürkan G. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili şirket tarafından sigorta poliçesi yapılan yol inşaatındaki direklere davalıların maliki, sürücüsü ve sigortacısı olduğu aracın çarpması ile meydana gelen hasarın sigortalıya ödendiğini ileri sürerek, 815.672.738.TL. nın davalılardan rücuen tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı Sigorta Şirketi vekili, poliçenin kayıtlarında bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; iddia, savunma ve dosyadaki belgelere göre, benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, hasarın oluşumunda davalı araç sürücüsünün tam kusurlu olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı davalı sigorta şirketi vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir.
Davalı sigorta vekili, cevap dilekçesi ile sigorta poliçesinin kayıtlarında bulunmadığını savunmuştur. Bu durumda ispat yükü kaza tarihini kapsayan poliçenin varlığını iddia eden davacıda olup, davacı bu iddiasını ispatlamak zorundadır. Kaza tespit tutanağında poliçe tarih ve numarası belirtilmiş olmakla, poliçe getirtilmeli ve gerektiğinde sigorta kayıtları üzerinde inceleme yapılarak hasıl olacak sonucu dairesinde karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde eksik inceleme ile karar verilmesi doğru görülmemiştir.
2- Bunun yanında sigortacının zarar giderim yükümlülüğünü düzenleyen 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanununun 98/1 ve 99/1 maddeleri hükümlerinde sigortacının gerek bedensel, gerekse mala gelen zararları ödeme yükümlülüğünün durumun sigortacıya ihbarından itibaren 8 iş günü içinde olduğu hükme bağlanmış bulunmaktadır. Bu hükümler esasen Türk Ticaret Kanununun 1299. maddesinin tekrarı niteliğindedir.
O halde mahkemece yapılacak iş, davacı şirketin davalı sigorta şirketine davadan önce ihbarda bulunup bulunmadığının tespiti ile davadan önce ihbar var ise yukarıda açıklandığı şekilde temerrüt tarihinin belirlenmesi, ihbar bulunmadığı takdirde davalı sigorta şirketinin bu dava ile temerrüde düştüğünün kabulü ile dava tarihinden itibaren temerrüt faizi tatbiki gerekirken yazılı olduğu şekilde ödeme tarihinden itibaren faizle sorumlu tutulması da doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 ve 2 numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı sigorta şirketi vekilinin temyiz itirazlarının kabulü hükmün BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 13.01.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy