(3065 S. K. m. 1, 24) (818 S. K. m. 104)
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 5. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 19.09.2000 tarih ve 1999/447-2000/450 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Salih Çelik tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının işyerinde abonesiz sayaçsız kaçak elektrik kullandığının tespit edildiğini, kaçak elektrik bedeli ile takip tarihine kadar gecikme zammı ve KDV7si olmak üzere toplam 780.619.848 liranın tahsili için başlatılan takibin davalının itirazı üzerine durduğunu ileri sürerek, itirazın iptalini ve %40 icra inkar tazminatının tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı temyiz etmiştir.
Davalının, abone olmadan ve sayaç kullanmadan direkten doğrudan bağlanmak suretiyle işyerinde kaçak elektrik kullandığının tahsili için başlatılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir.
Takip talebinde, "Kaçak elektrik bedeli, gecikme zammı ve KDV tarihine kadar %80 temerrüt faizi ile tahsilini" istenilmiştir. Bu talebin açılımını gösteren belgelerde, kaçak elektrik bedeline de KDV dahil edilmiştir.Hükme esas alınan bilirkişi raporu doğrultusunda, mahkemece davanın kabulü ile itirazın iptaline, takibin devamına, icra-inkar tazminatının tahsiline karar verilmiştir.
Oysa, davacının, asıl alacak kapsamında ele alarak, hesap ve talep ettiği gecikme zammı, sözleşme ilişkisi içerisinde geçerli bir istem olup, bunun, haksız eylem ilişkisi içinde bulunan taraflar arasında uygulanması mümkün değildir.
Öte yandan, 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanun'unda, bu verginin matrahına dahil olan kalemler arasında haksız eylem tazminat alacaklarının da bulunduğu yönünde bir hüküm yer olmadığı gibi, aynı kanunun verginin konusunu belirleyen 1. ve onu izleyen maddelerinde de bu tür tazminatın, bu verginin konusunu oluşturduğuna ilişkin bir hüküm de bulunmamaktadır. Anılan Kanun'un matraha dahil diğer unsurları belirleyen 24/c maddesindeki faizin, ancak matraha dahil olan alacakların yürütülmesi gereken faiz olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda, haksız eylem tazminatına (kaçak elektrik bedeline) KDV eklenmesi, aslında bu olayda uygulama yeri bulunmayan gecikme cezasının ayrıca bir de KDV'nin hesaplanması doğru olmamıştır.
Bu durumda mahkemece, bilirkişiye asıl alacak olarak (KDV dahil edilmeden) kaçak elektrik bedeli hesaplattırmak, haksız eylemin tespit edilmediği tarihten takip tarihine kadar birikmiş temerrüt faizi miktarı tespit ettirilerek, toplam alacak üzerinden ve asıl alacağa takip tarihinden itibaren temerrüt faizi uygulanmak suretiyle takibin devamına, icra inkar tazminat isteminin de reddine karar verilmek gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 13.01.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy