(6762 S.K. m. 3, 9) (3095 S.K. m. 2) (1086 S.K. m. 438/7)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Pendik Asliye 3. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 10.4.2002 tarih ve 2001/729-2002/201 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili ile davalı asil tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için tetkik hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkiline ait kabloların, davalı adına yapılan inşaat hafriyat kazı çalışmaları sırasında koparılmak suretiyle hasarlandığını ileri sürerek, davalı aleyhine yapılan ve itiraz ile duran icra takibine yapılan itirazın iptaline, takibin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı hafriyat için belediyeden ruhsat alırken sorulduğunda arsa içinde dava konusu gibi kablo ya da hattın bulunmadığının bildirildiğini, kabloların arsanın ortasından geçirilmesinde davacının kusurlu olduğunu, tazminatın fahiş olduğunu savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, tanık beyanı, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından davanın kısmen kabulü ile takibin 470.187.632.- lira üzerinden devamına, asıl alacağa 12.3.2001 olay tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ve davalı temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, davacıya ait kablolara davalıya ait inşaatta yapılan hafriyat çalışması nedeniyle verilen zararın giderimi isteminden ibarettir. Davacı tacir olup,TTK.'nun 3. maddesi uyarınca bu müesseseyi ilgilendiren fiil ve işlerin ticari iş sayılmasına ve ayrıca 3095 Sayılı Yasa'nın 2. maddesinin 2. fıkrasında, 4489 Sayılı Yasa ile yapılan değişiklikle "arada sözleşme olmasa bile, ticari işlerde temerrüt faizi, T.C. Merkez Bankası'nın kısa vadeli krediler için öngördüğü avans faiz oranına göre istenebileceği" belirtilmiş olmasına göre, olayda istem gibi avans faiz oranına hükmetmek gerekirken, yasal faize hükmedilmesi doğru görülmemiş, bu nedenle hükmün davacı yararına bozulması gerekmiş ise de, yapılan yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden HUMK. 438/7. maddesi hükmü uyarınca hükmün düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda ( 1 ) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddine, ( 2 ) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın hüküm fıkrasının birinci bendinde yer alan "yasal faizi ile" ibaresinin hüküm fıkrasından çıkarılarak yerine "3095 Sayılı Yasanın 4489 Sayılı Yasa ile değişik 2/2. fıkrası uyarınca Merkez Bankasının kısa vadeli krediler için öngördüğü avans faiz oranı ile" ibaresinin konulmasına, hükmün düzeltilen işbu şekli ile ONANMASINA, 28.560.000.- lira temyiz ilam harcından peşin harcın mahsubu ile temyiz edenden alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 27.1.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy