(CMR m. 9, 17, 29, 30) (6762 S. K. m. 781, 1301)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Kadıköy Asliye 3. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 01.06.2001 tarih ve 2000/1147-2001/730 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ata Durak tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili şirkete taşıma rizikolarına karşı sigortalı bulunan emtianın, davalı şirketin üstlendiği taşıma sırasında (7.220.40) ABD Doları tutarında hasara uğradığını, hasar bedelinin sigorta ettirene ödendiğini ve onun haklarına halef olunduğunu, bu hususta girişilen icra takibinin, davalının haksız itirazı sonucu durduğunu ileri sürerek, itirazın iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı duruşmalara katılmamış ve savunmada bulunmamıştır.
Mahkemece, iddia, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak CMR 9/2, 29 ve 30. maddeleri uyarınca yapılan bildirimin, sadece hasarın varlığını ispat için gerekli bir unsur olarak görülürken, TTK'nun 781. maddesinde yer alan düzenleme gereği, bu hasar ve zarardan taşıyıcının sorumluluğunu ortaya koyan bir belgenin mevcudiyetinin ayrıca aranması gerektiği, davacı tarafça hasar ve zararın taşıma kusuruna dayandığı ve taşıyıcının sorumluluğunda bulunduğuna dair bu nitelikte bir belgeye dayanılmadığı, survey raporu ve ekspertiz belgesinin de davalı aleyhine bağlayıcı bir delil sayılamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, taşınan sigortalı malın hasarlı teslim edildiğinden bahisle TTK'nun 1301 nci maddesine dayalı tazminat istemine ilişkindir. CMR'ye tabi uluslararası kara taşımacılığı sebebiyle, sigortacı tarafından taşıyana karşı açılan rücu davalılarında CMR hükümlerinin dikkate alınması gerekir. Hamule senedindeki kayda nazaran dahi, olayda uygulanması gereken CMR Konvansiyonu'nun 9/2 nci maddesi gereğince, davalı taşıyıcının yüke yönelik bir çekincesi bulunmadığı ve malları sağlam ve noksansız teslim aldığı anlaşılmaktadır. Yükün alıcısı malların hasarlı olduğunu anlayınca 13.10.1998 tarihinde ve CMR Konvansiyonu'nun 30 ncu maddesinde belirtilen yedi gün içinde ihbarda bulunmuştur. Bu durumda mallar alıcıya hasarsız teslim edilmemiş ve mallar alıcı tarafından ihtirazı kayıtla teslim alınmıştır. Alıcı şirket tarafından yaptırılan ekspertiz incelemesi sonucunda, davalı aracının, yük taşımaya elverişli olmadığı, hasarın, aracın tentesinin yağmur sularını sızdırması nedeniyle meydana geldiği anlaşılmaktadır. Hasarın meydana gelmesi, CMR Konvansiyonu'nun 17/2 nci maddesi uyarınca taşıyıcının önlem almasına imkan olmayan bir sebepten kaynaklanmadığından ve bunun aksi de davalı taşıyıcı tarafından kanıtlanamadığından CMR Konvansiyonu'nun 17/1 nci maddesi hükmü uyarınca, taşıyıcının meydana gelen hasardan sorumlu olması gerekir.
Mahkemece, bu hususlar dikkate alınmadan, olayda uygulanması mümkün bulunmayan TTK. 781 nci maddesine dayanılarak bu hükme dayalı olan Dairemizin 20.05.1993 gün ve 1992/3640 Esas 1993/3710 Karar sayılı hasarın emsal kabul edilerek yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru olmamış, hükmün davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle yerinde görülen davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı sigorta şirketi yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 16.05.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy