(6762 S. K. m. 549, 551)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ünye Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 08.11.2001 tarih ve 2000/504 - 2001/519 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için tetkik hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili ile davalının A. İnşaat Malz. Ltd. Şti.'ne % 50 hisse ile ortak olduklarını, ortaklar arasında çıkan uyuşmazlıklar sonucu şirketin durumunun kötüye gittiğini ileri sürerek, anılan şirketin fesih ve tasfiyesini talep etmiştir.
Davalı, anılan şirketin faaliyetinin devam ettiğini, kendisinin şirkete zarar vermediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlara dayanılarak, davalının işlerinin iyi gitmemesi nedeniyle taraflar arasında uyuşmazlıklar çıktığı ve zaman zaman Ünye'den ayrılmak zorunda kaldığı, mevcut fiili durumun şirketin feshine karar vermeye yetecek nitelikte haklı bir durum olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, A. İnşaat Malz. Ltd. Şti.'nin feshine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- TTK.'nun 551/2'nci maddesi uyarınca her ortak, muhik sebeplere dayanmak şartıyla şirketin feshini mahkemeden talep edebilir. Ancak, şirketin feshini gerektirecek haklı neden bulunduğunu ileri süren davacının, bu iddiasını ispat etmesi gerekir. Dosyada, şirketin feshini haklı kılan hiçbir delil bulunmamaktadır. Mahkemece getirtilip incelenen ve mahalline iade edilen ceza dosyalarının ikisinde de sanık davacıdır. Ayrıca, davanın kabulü kararına gerekçe yapılan tanık beyanlarının denetimi de mümkün olmamıştır. Bu durum karşısında, davacıya delillerini sorup açıklattırılmak, davacı tarafından şirketin durumunun kötüye gittiği ileri sürüldüğüne ve bu hususun tespiti özel bilgiyi gerektirdiğine göre, gerekirse bilirkişi incelemesi yaptırılmak ve sonucuna göre karar vermek gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
2- Kaldı ki, fesih talebinin yanında tasfiye isteminde de bulunulduğuna ve feshin doğal sonucunun şirketin tasfiyesi olduğuna göre, mahkemece şirketin feshine karar verildiği halde tasfiyeye ilişkin bir hüküm kurulmaması da doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) ve (2) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle, davalının temyiz isteminin kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 30.1.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy