(2918 S. K. m. 85, 91) (6762 S. K. m. 1301)
Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 18. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 28.12.2001 tarih ve 2001/73 - 2001/932 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalılardan Aşır vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için tetkik hâkimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalıların maliki ve sürücüsü bulundukları aracın, 8/8 kusurlu olarak çarpması sonucu, müvekkili şirkete kasko sigortalı aracın uğradığı 606.875.000.-TL hasar bedelinin sigorta ettirene ödendiğini ileri sürerek, anılan meblağın ödeme tarihinden itibaren reeskont faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı Aşır vekili, aracın fiilen Doğan isimli şahsa satıldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı Selçuk, duruşmalara katılmamış ve savunmada bulunmamıştır.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalı Aşır'ın kaza tarihinde dava konusu aracın maliki olduğu, davalı sürücünün % 100 oranında kusurlu bulunduğu, hasar bedelinin 606.875.000.- TL olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, anılan meblağın ödeme tarihinden itibaren, yasal faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı Aşır vekili temyiz etmiştir.
Dava, kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan alacağın rücuan tahsili istemine ilişkindir. Davalıya ait araç davacı sigorta şirketine zorunlu trafik sigortası ile sigortalıdır. Böyle bir durumda davacı sigorta şirketi, davalıya ait zarara neden olan aracı da trafik sigortası ile kendisi sigorta ettiğine göre, davalının bu kaza ile neden olduğu zararlar bakımından poliçelerde belirlenen limitler çerçevesinde davalının hukuki sorumluluğunu, KTK.'nun 85 ve 91. maddeleri uyarınca üzerine almış bulunmaktadır. Kısaca hem zarar gören hem de zarar sorumlusu sıfatlarını üzerinde toplamış bulunmaktadır.
Böyle bir durumda ilke olarak, sigortalısına karşı zararı karşılamak amacıyla hukuki sorumluluğu üzerine alan davacı sigorta şirketinin bu ilkeyi bertaraf edecek şekilde zarar sorumlusu sıfatı ile davalı araç sahibine karşı limitler çerçevesinde rücu davası açabilme hakkının bulunmadığının kabulü gerekir. Dolayısıyla davacının, davalıya karşı, trafik sigortasında belirlenen limitler üzerinde bir başvuru hakkı bulunduğu dikkate alınarak bu çerçevede yapılacak inceleme sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı Aşır vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 30.1.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy