(556 S. KHK. m. 7) (Sınai Mülkiyetin Himayesine Mahsus Milletlerarası Bir İttihat İhdas Edilmesine Dair Paris Anlaşması (Paris Sözleşmesi) Mük. m. 6-1)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 3. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 29.11.2001 gün ve 2000/8240-2001/725 s. kararın Yargıtay'ca tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içerisinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Deniz Biltekin tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve bütün belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili tarafından 1994 yılından beri üretilen böbrek hastalarının tedavisinde kullanılan konsantre hemodiyaliz çözeltisinin ismi olan RENASOL markasının tescili için 06.10.1998 gününde yapılan başvurunun, davalı Türk Patent Enstitüsü Başkanlığı tarafından daha önce tescilli olan REMASOL markası ile benzer olması sebebiyle reddedildiğini, itiraz üzerine itirazın da YİDK. tarafından reddedildiğini ileri sürerek, Türk Patent Enstitüsü Başkanlığı'nın YİDK. kararının iptali ile RENASOL markasının müvekkili adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının tescilini talep ettiği sınıf ile aynı sınıfta yer alan ve daha önce tescil edilen REMASOL markası ile yazım ve telaffuz açısından benzediğini savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve bütün dosya kapsamından davacının markası ile aynı sınıfta 1977 yılından beri tescilli REMASOL markası ile aynı veya ayırt edilemeyecek kadar aynı olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, 556 s. Yasa Hükmünde Kararname'nin 7/son madde hükmüne dayalı olarak açılan davalı Türk Patent Enstitüsü Başkanlığı'nın Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu kararının iptali istemine ilişkindir.
Konu ile ilgili, 556 s. Yasa Hükmünde Kararname'nin 7 nci maddesinin son fıkrası, bir marka tescil gününden önce kullanılmış ve tescile konu mallar veya hizmetler ile ilgili olarak bu kullanım sonucu ayırd edici bir nitelik kazanmış ise, aynı maddenin (b) bendindeki aynı veya aynı türdeki mal veya hizmetle ilgili olarak tescil edilmiş veya daha önce tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya ayırt edilemeyecek kadar aynı olan marka bulunduğundan bahisle tescil isteminin reddolunamayacağı hükmünü içermektedir. Sair bir deyişle, böyle bir durumda kanun koyucu, ayırt edici nitelik kazanmış bir marka sahibine, önceki benzer tescilli markanın terkinini istemeden bu markayı tescil ettirebileceğini öngörmüş bulunmaktadır.
Ayırd edici nitelik kazanmış markalar bakımından getirilen bu özellik Paris Sözleşmesi'nin 1 nci mükerrer 6 ncı maddesi hükmü uyarınca sözleşmeye dahil bütün ülkelerde üstünlük tanınmış bulunan tanınmış markaya evleviyet ilkesi uyarınca tanınması gerekir. Zira, doktrinde de değinildiği üzere, 556 s. Yasa Hükmünde Kararname, kazanılan ayırt edici nitelik dolaysısı ile piyasada aynı veya benzer markanın varlığından rahatsızlık duymamakta, kazanılan ayırt edici niteliğin birden ziyade aynı ve benzer marka arasındaki karıştırılma riskini ortadan kaldıracağını kabul etmekte...dir. (Bkz. Prof. Dr. Ü. Tekinalp, Fikri Mülkiyet Hukuku, İst. 1989, Sh. 382 vd.) Markalar Hakkındaki Yasa Hükmünde Kararname sisteminde, tescilden önce kullanma sonucu ayırt edici nitelik kazanan işaretlerin tescilde öncelik ilkesinin istisnasını oluşturduğu kabul edilmiştir. Davacı da davasını 556 s. Yasa Hükmünde Kararname'nin 7/son maddesine dayandırdığı durumda mahkemece, alınan bilirkişi raporunda bu yöne değinilmeden doğrudan Yasa Hükmünde Kararname'nin 7/1.b maddesi açısından inceleme yapılmıştır. Bu itibarla, mahkemece, bu hususlar üzerinde ve öncelikle ayırtedicilik iddiası üzerinde durulup, değerlendirilmeden eksik inceleme ile davanın reddine karar verilmiş olması isabetli görülmemiş ve kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle, kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 16.06.2003 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy