(818 S. K. m. 101)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İskenderun Asliye 2.Hukuk Mahkemesi'nce verilen 14.06.2002 tarih ve 2001/430 - 2002/334 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak taraf vekilleri tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 14.01.2003 günde davacı avukatı Necati Baba ile davalı avukatı Levent Kocabaş gelip, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Ali Orhan tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankanın İskenderun şubesinde iki adet vadeli mevduat hesabı bulunduğunu, bankanın eski 2 nci müdürü Ahmet Ö.'ın gerek şubeyi gereksi mudileri dolandırıp kaçması üzerine bankaya müracaatta hesabın birikmiş faizi ile ödenmesinin istendiğini, ancak, banka müfettişleri tarafından "banka kayıtları ile hesap cüzdanı kayıtları açık farklılıklar olduğu ve davanın araştırıldığı"nın söylendiğini, gerek müfettiş beyanları gerekse batık banka furyası nedeniyle parasını alamayacağı düşüncesine kapılan müvekkilinin, kızının düğünü için acil para ihtiyacı olması nedeniyle de müfettişlerce önerilen ve gerçek miktarın çok altında kalan miktardan ödemeyi kabul ederek ibraname imzaladığını ileri sürerek, hile ve gabin nedeniyle ibranamelerin iptali ile 36.681.588.365.-TL.nın ibraname tarihlerinden itibaren reeskont oranı üzerinden faizi ile birlikte davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı vekili, dava konusu edilen iki hesabından isim benzerliğine dayanarak bankanın halen kayıp olan 2 nci müdürü tarafından mevcut sistem dışında manuel olarak üretildiğini, buna rağmen bankaca iyiniyetli olarak davacıya ödeme yapılıp ibraname alındığını, davacının hile ve gabin iddiasında bulunmasına rağmen halen de bankada mevduat hesabı sahibi olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar, tanık anlatımları ve bilirkişi raporuna göre, davalı bankaca davacıya verilen hesap cüzdanındaki kayıtların banka açısından bağlayıcı nitelikte olduğu, her ne kadar ibraname alınarak davacıya kısmen ödeme yapılmış ise de, ülkede bankaların içine düştükleri durum sonucunda mevduat sahiplerinin uğradıkları zararlar ve mevduatların zaman zaman batması karşısında davalı bankadan da yolsuzluklar yapıldığının ortaya çıkması üzerine davacının mevduat hesabındaki parayı kısmen de olsa kurtarmak amacıyla ibraname vermek zorunda kalarak parasını kısmen aldığı düşünülerek ibranamelerin hukuken geçerli sayılamayacağı, bu durumda davacının bakiye miktarı talep hakkı bulunduğu, ancak, davadan önce bankanın temerrüde düşürülmediği gerekçesiyle, 36.681.588.365.-TL.nın dava tarihinden itibaren reeskont oranı üzerinden faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen ve aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Ancak, mahkemece faiz hesabına davacının elindeki hesap cüzdanından gösterilen oranlar esas alınmıştır. Taraflar arasında uyuşmazlık banka kayıtlarının cüzdan kayıtları ile uyumsuz olmasından kaynaklandığına göre, hesap cüzdanındaki el yazısı ile ( manuel ) gösterilen faiz oranına itibar edilmesini gerektiren hiçbir hukuki neden yoktur. Banka kayıtlarındaki oran ile cüzdanda gösterilen oran arasında aşırı fark bulunduğuna göre, hesaplamada gözönünde tutulması gereken faiz oranı, davalı bankanın cari faiz oranları ( hesap ilişkisinin devam ettiği dönemde davalı bankaca uygulanan vadeli mevduat faiz oranları ) na itibar edilmesi gerekir. O halde, mahkemece bilirkişilerden ek rapor alınmak suretiyle davacının vadeli mevduatına vade tarihlerinde başkaca uygulanan cari faiz oranları üzerinden yapılacak hesaplama sonucu belirlenecek miktara hükmedilmesi gerekir iken, yazılı şekilde hesap cüzdanında gösterilen faiz oranlarına göre karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
3-Davacı vekilinin temyizine gelince; davacının ihtarname ile davalıdan alacağına ibraname tarihlerinden itibaren faiz yürütülmesi istenmiştir. Bu şekilde davalı banka BK.nun 101 nci maddesi gereğince temerrüde düşürüldüğünden temerrüt faizi başlangıcı bakımından ibraname tarihlerinin esas alınması gerekmektedir. Dava tarihinden itibaren faiz kararı verilmesi de bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2 nolu bent gereğince kararın davalı yararına, 3 nolu bent gereğince de davacı yararına BOZULMASINA, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 14.01.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy