(2004 S. K. m. 85)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Harran Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 06.06.2002 tarih ve 2001/328 - 2002/240 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ahmet Susoy tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin çiftçi olup, 2000 yılına ait pamuk desteklemesi için adına "Kütlü pamuk hak ediş belgesi" düzenlenip, 2835 USD karşılığı destekleme primine hak kazandığını, destekleme prim alacağının tahsili için, davalı bankaya giden müvekkilinin, hesabına bloke konmuş olduğunu ve hesabındaki (4.325.000.000.) TL. nın davalı kooperatif hesabına aktarıldığını öğrendiğini, müvekkilinin davalılara hiçbir borcunun bulunmadığını ileri sürerek, davacının borcunun bulunmadığının tespitiyle, müvekkiline ödenmesi gereken (4.325.000.000.)TL destekleme prim alacağının bloke tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı kooperatif temsilcileri, davacının kooperatife her hangi bir borcunun bulunmadığını, ancak, davacının eşi Halil Kulak'ın borçlu bulunduğunu, Halil Kulak'ın ipotek taahhütnamesinin 2 nci maddesine aykırı biçimde, araziyi Ş. Kulak'a kiraya vererek, kooperatiften mal kaçırdıklarını, kooperatif yönetim kurulu kararına istinaden pamuk destekleme primine bloke konulduğunu belirtmişlerdir.
Davalı Banka vekili, davacının kocasının arazisinde kiracı olarak gözükmesinin muvazaalı bir işlem ve kooperatif alacağını akim kılma amacına yönelik bulunduğunu, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, dosyadaki kanıtlara nazaran, davacının davalılara her hangi bir borcunun bulunmadığı, bu haliyle davacının eşinin kooperatife olan borcundan dolayı davacının destekleme primi üzerine konulan blokenin hukuki dayanağı olmadığı, davalılar vekilinin muvazaa yönündeki iddiasına dayanak borcun konusu ile davaya konu alacakların farklı sebeplerden doğduğu ve bu iddianın kanıtlanamadığı gerekçeleriyle, davanın kabulü ile davacının davalılara her hangi bir borcunun bulunmadığının tespiti ile haksız bir şekilde bloke konulan (4.325.000.000.-) TL destekleme prim alacağının bloke tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Karar, taraflar vekillerince temyiz edilmiştir.
1- Temyiz dilekçesinin verilme usulü HUMK. nun 434 ncü maddesinde açıklanmış olup, buna göre temyiz dilekçesinin temyiz defterine kayıt ettirilip, temyiz harcının yatırılmış olması gerekmektedir. Davacı vekili tarafından bu işlemler yapılmaksızın verilmiş temyiz dilekçesinin incelenme kabiliyeti bulunmaması nedeniyle temyiz dilekçesinin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
2- Davalılar vekilinin temyizine gelince; dava, davacı adına davalı bankaya gönderilen pamuk destekleme primine, davacının eşinin davalı Kooperatife olan borcundan dolayı bloke konulması nedeniyle açılan alacak istemine ilişkindir.
Somut olayda, davacının gerçekte böyle bir primi hak etmek için kendisine ait arazisinin bulunmadığı, dava dışı eşine ait arazilerin kendisi tarafından kiralanmak suretiyle, tarım işi yaptığı ve destekleme primine hak kazandığı görülmektedir. Kiracı ile Kiralayan karı-koca olup, böyle bir arazi kiralama sözleşmesi yapılması hayatın olağan akışına uygun olmadığı gibi, dosyada fotokopileri mevcut bir takım kiralama sözleşmeleri ile borçlu Halil'in arazilerini başka kişilere ve özellikle kendi çevresine kiraya verdiği ve böylece davalı Kooperatif alacağını akim kılmak niyetinde olduğu hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak şekilde anlaşılmaktadır. Bu durumda, davacı kadın ile dava dışı koca arasındaki görünüşteki işlem olan kira sözleşmelerinin mevcut muvazaa nedeniyle geçersiz olması karşısında, borçlu Halil'e ait arazide yapılan tarım nedeniyle oluşan destekleme primi alacağına adı geçenin Kooperatife olan borcu nedeniyle bloke konulmasında bir usulsüzlük bulunmamakla, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, davanın kabulüne karar verilmesi yanlış olmuş ve kararın davalılar yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz dilekçesinin reddine, 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 27.02.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy