(818 S. K. m. 84)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 9.Ticaret Mahkemesince verilen 1.11.2001 tarih ve 2000/518-2001/811 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 16.4.2002 günde davacı avukatı Bekir Düzgün gelip, davalı avukatı tebligata rağmen gelmediğinden, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Hüseyin Ulus tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili üyesi olan davalının 1998 yılı aidatlarına ait gecikme cezasını ödemediği gibi, başlattıkları takibe de haksız yere itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptalini ve icra inkar tazminatının tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, asıl borç ödendiğinde haklarını saklı tutmadığı için davacının gecikme faizi isteyemeyeceğini, genel kurullardaki kararların geriye doğru işleyemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan deliller ve yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucuna göre, kısmi ödemenin önce aidat borcuna sayılmasına dair genel kurul kararı olmadığı ve BKnun 84. maddesinin uygulanması gerektiği; bu hesaba göre ise faiz borcunun bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, gecikme faizi borcuna dair takibe itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece, BKnun 84. maddesinin uygulanmasının zorunlu olduğu gerekçesine dayanılarak hüküm kurulmuştur.
BKnun 84. maddesinde, borçlunun faiz ve masrafları ödemede gecikmemişse, yapacağı kısmi ödemenin anaparaya mahsup edebileceği hükmedilmiş olup, burada tanınan hak, asıl borcun azalmasını sağlamak suretiyle, bu borca bağlı gecikme faizi isteme hakkının, alacaklı yararına işlemesini engellemeye yöneliktir. Anılan madde, bu yönüyle alacaklının haklarını etkilemektedir. Yoksa, borçlu tarafından yapılan kısmi ödemenin, alacaklı tarafından mutlaka faizden indirilmesi zorunluluğunu getirmemektedir. Alacaklı dilerse, anapara ve faiz alacağı olmasına rağmen yapılan kısmi ödemeyi, borçlu yararına olarak, anapara alacağından mahsup edebilir.
Mahkemece açıklanan esaslar gözetilerek, sonucuna göre inceleme ve değerlendirme yapılarak bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi yerinde görülmediğinden kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, 250.000.000 lira duruşma vekillik ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 16.4.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy