(556 S. KHK. m. 7) (1086 S. K. m. 440, 442)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 6. Ticaret Mahkemesince verilen 28.11.2001 gün ve.2000/861-20017819 sayılı kararı onayan Daire'nin 01.07.2002 gün ve 2002/3353-2002/6748 sayılı kararı aleyhinde davalı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, BALSÜT unvanlı davacı şirketin 08.11.1993 tarihinde tescil edilerek on senedir BALSÜT ibaresini unvan ve imal ettiği ürünlerde marka olarak kullandığını, BALSÜT markasının tescili için 01.07.1998 tarihinde yapılan başvurunun davalı tarafından reddedildiğini, müvekkilinin itirazının Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu tarafından kabul edildiğini, davalı kararının 556 sayılı KHK'nin 7/son maddesine aykırı olduğunu ileri sürerek, 21.08.2000 tarih ve M-1002 sayılı kararırı iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, 556 sayılı KHK'nin 7/1-e ve 7/1-f maddeleri gereğince davacının marka başvurusunun reddedildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemenin 556 sayılı KHK'nin 7'nci maddesinin 2'nci fıkrasında Bir marka tescil tarihinden önce kullanılmış ve tescile konu mallar veya hizmetlerle ilgili olarak bu kullanım sonucu ayırt edici bir nitelik kazanmış ise, (b), (c) (d) bentlerine göre tescili reddedilemez hükmün yer aldığı, davacının BALSÜT ibaresini 1993 yılından beri faturalarda, 20.03.1995 tarihinden itibaren de kutu, ambalaj ve evrak üzerinde kullandığı, kulanım süresi ve kesintisizlik dikkate alındığında BALSÜT ibareli markanın kullanım yolu ile ayırt edici nitelik kazanmış olduğu, tescili istenen markanın halkı yanıltıcı nitelikte olmaması nedeniyle 556 sayılı KHK'nin 7/ 1-f maddesine göre de tescil talebinin reddedilemeyeceği gerekçesiyle verdiği, davanın kabulüne dair karar, davalı vekilinin temyizi üzerine Dairemizce onanmıştır.
Davalı vekili bu kez karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin HUMK'nun 440'ıncı maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK'nun 442'nci maddesi gereğince REDDİNE, alınması gereken 10.120.000.- TL. karar düzeltme harcı peşin ödenmiş olduğundan yeniden alınmasına yer olmadığına, 3506 sayılı yasa ile değiştirilen HUMK'nun 442/3'üncü madde hükmü uyarınca, takdiren 54.550.000.- lira para cezasının karar düzeltmesini isteyenden alınarak Hazine'ye gelir kaydedilmesine 31.10.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy