(1086 S. K. m. 434) (Hırsızlık Sigortası Genel Şartları A.3)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Beyoğlu Asliye 2. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 7.5.2003 tarih ve 2001/305-2003/231 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ahmet Susoy tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili dilekçesinde, kendisine ait evin davalı şirket nezdinde sigortalı olduğunu, 22.5.2000 tarihinde vukubulan hırsızlık olayı neticesinde (4.000.000.000) TL tutarında parası ve ziynet eşyasının çalındığını, buna karşın davalı sigortaca ödeme yapılmasına yanaşılmadığını ileri sürerek, poliçe sınırları içerisinde bulunan (2.000.000.000) TL'nin yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, taraflar arasında imzalanan sigorta sözleşmesi uyarınca ziynet eşyasının ancak kolay taşınamayan kilitli dolap/çekmece veya kasa içinde saklanması kaydıyla tazminata dahil olduğunu, davacıya ait ziynet eşyalarının ise kilit altında muhafaza edilmediğini, olayda çelişkiler olduğunu belirterek, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, dosyadaki kanıtlar ve bilirkişi raporlarına nazaran, Hırsızlık Sigortası Genel Şartlarının A/3 maddesi 5 nolu bendi ile ziynet eşyalarının ek sözleşme ile teminat altına alınabileceğinin kararlaştırıldığı, 7/b bendinde ise bu tür kıymetli eşyaların toplam sigorta bedelinin %5'ini aşan kısmının muhafazası için özel hükümler konulabileceği, taraflar arasındaki sigorta sözleşmesinin eki olan 19 numaralı kloz içeriğine göre ziynet eşyasının ancak kolay taşınmayan kilitli dolup veya kasa içinde saklanma kaydıyla teminata dahil olduğunun belirtildiği; somut olayda ziynet eşyalarının sözleşmede öngörülen şekilde saklanmadığının anlaşıldığı, buna göre davacının sadece toplam sigorta bedelinin %5 ini talep hakkı olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabul ile (929.643.835) TL'nin faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1- Temyiz dilekçesinin verilme usulü HUMK. nun 434. maddesinde açıklanmış olup, buna göre temyiz dilekçesinin temyiz defterine kayıt ettirilip, temyiz harcının yatırılmış olması gerekmektedir. Davalı vekili tarafından bu işlemler yapılmaksızın verilmiş temyiz dilekçesinin incelenme kabiliyeti bulunmaması nedeniyle temyiz dilekçesinin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
2- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile hükmün onanması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz dilekçesinin reddine, 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ONANMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, aşağıda yazılı bakiye 2.200.000- lira temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 19.04.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy