(556 S. KHK. m. 8)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nce verilen 10.04.2003 tarih ve 2001/1151-2003/162 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 25.05.2004 gününde davacı avukatı Fethiye Öz ile davalı De Rigo avukatı Murtaza Bayraktar gelip, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Ali Orhan tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin 25.sınıf emtialar için "M.POLİCE" markasının tescili amacıyla yaptığı başvurunun reddedilip, bilahare de hem "M.POLİCE", hem de "METROPOLİS" markalarının aynı sınıf emtialar için 03.03.1997 tarihinde tescil edildiğini, davalı yanın bu markaların hükümsüzlüğü talebiyle açtığı davanın halen derdest olduğunu, yine davalının İstanbul 8. Ticaret Mahkemesinde açtığı dava ile "POLİÇE" markasının 25. sınıf emtia için tescili talebinin TPE tarafından reddedilmesinin iptalini istediğini ve davanın kabul edilerek kesinleştiğini, anılan karara dayanılarak davalı TPE'ce "POLİÇE" markasının tescili açısından yürütülen işlemler sırasında müvekkilinin itirazının nihai olarak da YİDK'ca reddedildiğini, red gerekçesinde tarafların markalarının iltibas oluşturacak nitelikte benzer olmadığı ve 556 Sayılı KHK.nun 8. maddesi kapsamında değerlendirilemeyeceği, ayrıca örtülü olarak da davalının marka başvurusunun rüçhanlı olduğunun gösterildiğini, oysa davalının başvurusunun aynı sınıf emtialar için yapıldığını ve markalar arasında büyük benzerlik bulunduğunu müvekkilinin ilk başvuru tarihi itibarıyla da davalının rüçhan hakkının söz konusu olamayacağının ileri sürerek, davalı şirket markasının müvekkilinin tescilli markasına tecavüz edecek nitelikte olduğunun saptanması ve tecavüzün önlenmesini, YDK.nun kararının iptalini istemiştir.
Davalılar vekilleri davanın reddini istemişlerdir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, tarafların tescilli markaları arasında ses benzerliği dışında benzerlik olmadığı ve kullanıldığı emtiaların farlı olduğu, tüketici kesiminin de farklı olması nedeniyle karıştırılma ihtimali bulunmadığı, ayrıca davalı yanın açtığı davada davacının markalarının hükümsüzlüğüne de karar verildiği davalının markasının önceki tarihli tescilli olduğu ve hiçbir zorunluluk yokken markanın tanınmışlığından yararlanmak amacıyla benzer markanın tescil ettirilmesinin iyi niyetten yoksun bulunduğu, bu nedenle iyi niyetli görülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, takdir edilen 375.000.000.-TL duruşma vekillik ücretinin davacıdan alınarak davalı De Rigo SPA'ya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 2.220.000 lira temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 25.05.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy