(6762 S. K. m. 1061, 1066, 1116, 1117/2)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İzmir Asliye 4. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 19.06.2003 tarih ve 2002/1758 - 2003/436 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ahmet Susoy tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, sigortalısı AK-PA A.Ş'ne ait "elyaf/iplik" emtiasının abonman sigorta poliçesine istinaden düzenlenen spesifik poliçe ile nakliyat muhataralarına karşı sigortalandığını, sigortalı emtianın davalı tarafından Angola 22/Kum gemisi ile Türkiye - Mısır deniz taşıması esnasında hasarlandığını, sigortalısına ( 28983.000.000 ) TL ödeme yapıldığını ileri sürerek, ( 28.983.000.000 ) TL hasar tazminatının reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekilleri, yükün müvekkili şirket sorumluluğunda deniz taşıması esnasında hasarlanmadığını, TTK.nun 1066. maddesi uyarınca gerekli hasar ihbarının yapılmadığını, konşimentoya konulan kloz gereğince limandan, limana yapılan taşımalarda yükleme öncesi ve boşaltma sonrasında yüke gelen zararlardan taşıyanın sorumlu tutulamayacağını, tek taraflı survey raporunun taşıyıcıyı bağlar niteliğinin bulunmadığını belirterek, davanın reddini istemişlerdir.
Mahkemece, iddia, savunma, dosyadaki kanıtlar ve bilirkişi raporuna nazaran, TTK.nun 1066. maddesi uyarınca davaya konu edilen hasarın ( 3 ) gün içinde taşıyanında katılımı ile yapılması zorunlu bir tespitle belirlenmediği ve bu süre içerisinde taşıyan ve temsilcisine ihbar edildiğinin de kanıtlanamadığı, bu durumda emtianın konşimentoya uygun şekilde teslim edildiğinin kabulünün gerektiği, aksinin davacı tarafından kanıtlanamadığı, gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili ile katılma yoluyla davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, davalının taşımasını üstlendiği emtianın gümrük sahası içerisinde bulunduğu esnada temiz suya maruz kalması nedeniyle oluşan zararın rücuan tazmini istemine ilişkindir.
TTK.nun 1061. maddesi uyarınca taşıyıcı teslim alındığı andan teslim edildiği ana kadar geçen müddet içinde malların ziyaı veya hasarı yüzünden doğacak zararlardan mesuldür. Bu durumda teslim olgusunun gerçekleştiği anın somut olayda belirlenmesi gerekmektedir. Konşimentoda yer alan FİO kaydına göre, teslim yükün boşaltma donanımına bağlandığı anda gemide gerçekleştiğinden, taşıyanın sorumluluğu da bu anda sona ermektedir. Hasarın yükün gemiden tahliyesinden sonra gümrük sahası içerisinde gerçekleşmiş bulunduğunun anlaşılmasına göre, gümrük alanı içerisinde meydana gelen zarardan davalı taşıyıcı sorumlu tutulamayacağı gibi, taşıyıcı somut olayda konşimentoya kara zararları ile ilgili olarak sorumsuzluk şartı koymuş olup, bu kayıt TTK.nun 1116 ve 1117/2. maddelerine aykırılık teşkil etmediğinden geçerlidir. O halde davalı taşıyıcı hakkında açılan davanın açıklanan gerekçelerle reddine karar verilmesi gerekirken değişik gerekçe ile reddine karar verilmesi hatalı ise de karar sonucu itibarıyla doğru görüldüğünden HUMK.nun 438/son maddesi hükmü uyarınca sonucu itibarıyla doğru olan hükmün onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 2.200.000'şer lira temyiz ilam harcının temyiz edenlerden ayrı ayrı alınmasına, 26.04.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy