(1086 S. K. m. 38)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 3. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 16.05.2002 tarih ve 2002/401-584 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili, müvekkillerinin davalı kooperatif ortağı olduklarını, kura usulü ile dağıtım yapılmış olduğunu, sitenin ilk kuruluşunda planda var olan kapının kooperatif yönetiminin yanlış ve taraflı tutumları sonucunda plana aykırı işlemler yapıldığını, buradaki amacın siteye ilk giriş kapısını değiştirerek bir kısım çevrelere çıkar sağlamak olduğunu ileri sürerek, ana sözleşmenin 61.maddesine göre planın genel kuruldan geçirilerek yapılması mümkün olduğundan genel kuruldan geçirilmemiş bulunan planların iptali ile genel kuruldan geçmiş bulunan ve üyelere dağıtılan Atölye dağıtım ve şerefiye esasları ekinde bulunan 1/2000 ölçekli planın geçerli olduğunun tespit edilmesini, şayet Karayolları Genel Müdürlüğünce bir değişiklik yapılması zaruri olarak belirtilmesi halinde planın bu talebe göre değiştirilerek onaylanmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, imar planlarında değişiklik yapılmasının idari bir tasarruf olması nedeniyle idari yargının görevli olduğunu savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosyadaki belgelere göre, projenin ve planın tespiti ile, planın tadil edilerek tasdik edilmesi davalarının idari yargıda görülmesi gerektiği sonucuna varılarak davanın idare yargıda açılması gerektiğinden dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalı kooperatifin genel kurulunun onayından geçmemiş planların iptali ile işyerlerinin dağıtımına esas olan 1/2000 ölçekli planın geçerli olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın idari yargıda görülmesi gerektiğinden bahisle dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmiş ise de, davada idarenin taraf olarak bulunmamasına göre uyuşmazlığın idare mahkemesinde görülmesi de mümkün değildir.
Davacıların yukarıda açıklanan talep biçimleri itibariyle bu davanın imar planının gerekli görüldüğü takdirde tadili ve tasdiki istemine ilişkin bulunmasına göre davada pasif husumetin Belediye'ye ait olduğu, davalı kooperatifin bu davada pasif dava ehliyetinin dolayısıyla husumetinin bulunmadığı anlaşılmaktadır. O halde mahkemece davanın husumet yönünden reddine karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde görev yönünden reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 23.06.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy