(1086 S.K m. 83, 86) (2918 S.K m. 98, 99)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 23.Hukuk Mahkemesi'nce verilen 18.06.2003 tarih ve 2001/773 - 2003/529 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı İ Sigorta A.Ş. vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Berkant Şengel tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalıların malik, sürücü ve trafik sigortacısı bulundukları aracın, tam kusurlu olarak müvekkilinin içerisinde bulunduğu araca çarpması sonucu yaralandığını, madden ve manen zarara uğradığını iddia ederek, 1.000.000.000.-TL maddi ve 500.000.000.-TL manevi zararın tahsilini istemiş, maddi tazminat talebini 14.525.908.664.-TL üzerinden ıslah ederek 16.025.908.664.-TL.nın hüküm altına alınmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı İ Sigorta A.Ş. vekili, manevi tazminattan dolayı müvekkilinin sorumluluğunun bulunmadığını, temerrüdün sözkonusu olmadığını, faizin dava tarihi itibariyle başlatılması gerektiğini bildirmiştir.
Diğer davalılar, davaya yanıt vermemişlerdir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacı vekilinin manevi tazminat isteminden sarfınazar ettiğinden bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 16.025.908.664.-TL.nın davalılar Hayrettin D ve Adnan A yönünden 21.11.2000 tarihinden, diğer davalı sigorta şirketi bakımından dava tarihinden itibaren yasal faiziyle tahsiline, sigorta şirketinin poliçe limitiyle sorumlu tutulmasına karar verilmiştir.
Kararı, davalı İ Sigorta A.Ş. vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı İ Sigorta A.Ş. vekilinin yerinde görülmeyen ve aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir
2-Dava, trafik kazasından dolayı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, manevi tazminat konusunda karar verilmesine yer olmadığına, 16.025.908.664.-TL nin davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Davacı vekili, dava dilekçesinde fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak, 500 milyon TL manevi ve 1 milyar TL maddi tazminat talep etmiştir. Aynı vekil, 28.05.2002 tarihli celsede manevi tazminat isteğini imzalı beyanı ile atiye terk ettiğini açıklamıştır. Bilahare, bilirkişi incelemesi sonrasında 22.04.2003 tarihli dilekçesiyle, önceki taleplerinin 1.500.000.000.-TL olduğunu, 14.025.000.000.-TL için davasını ıslah ettiğini açıklayarak, 16.025.908.664.-TL.nin tahsiline karar verilmesini istemiştir. Islah harcını da 14.025.000.000.-TL üzerinden yatırmıştır. Islah dilekçesi, taraflara usulüne uygun tebliğ edilmiştir. Davacı vekili, karar tarihinden 5 gün önce 13.06.2003 tarihinde 500 milyon üzerinden tekrar harç yatırmıştır. Ancak, bu işlem ıslah niteliğinde değildir. Zira, bir davada taraflar, ancak bir defa mahsus olarak ıslah talebinde bulunabilirler. Kaldı ki, usul açısından da sadece harç yatırmış olmak ıslah iradesi yerine geçmez. Asıl davada istenilen maddi tazminat miktarı açıkça 1 milyar TL olarak gösterilmiş, manevi tazminat istemi atiye bırakılmış, dava 14.025.000.000.-TL için ıslah edilmiş olduğuna göre, 15.025.000.000.-TL.nin tahsiline karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde 16.025.000.000.-TL üzerinden hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
3-Ayrıca, dava, mümeyyiz davalı sigorta şirketine yönelik olarak, zarar neden olan aracın trafik sigortacısı sıfatıyla açılmıştır. Hükmedilen tazminattan dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle beraber sorumluluğuna karar verilmiştir. Fakat, maddi tazminat alacağının 1 milyar TL kısmı 08.10.2001 tarihinde dava edilmiş, saklı tutulan kısım ise, 22.04.2003 tarihinde ıslaha konu edilmiştir. Talep, haksız fiilden doğmakla beraber, davalı sigorta şirketinin zararı ödemesi hususunda KTK.nun 98 ve 99 ncu maddeleri uyarınca temerrüde düşürülmesi gerekmektedir. Davacı vekilinin bu yönde bir iddiası bulunmadığı gibi, anılan yasa maddelerine uygun olarak davalı sigorta şirketine başvuru yapıldığına ilişkin dosyada bilgi ve belgeye de rastlanılmamıştır. Dolayısıyla, davalı sigorta şirketinin mahkemenin kabul ettiği gibi dava tarihi itibariyle temerrüde düştüğünün kabulü gerekir. Ancak, bu temerrüt, sadece ilk davaya konu alacak için geçerli olup, saklı tutulan ve ıslaha konu edilen alacağı ilgilendirmemektedir. O halde, ıslah edilen kısma ilişkin olarak ıslah harcının yatırıldığı tarihte temerrüdün gerçekleştiğinin kabulü gerekirken, yazılı şekilde dava edilen tüm alacak için davalı sigorta şirketinin dava tarihinden yasal faizle sorumlu tutulması da yanlış olmuştur.
4-Kabul biçimine göre de, yargılama harç ve masrafları ile vekalet ücretinden dolayı, sigorta bedelinin, hükmedilen tazminata oranı dahilinde mümeyyiz davalı sigorta şirketinin sorumluluğuna karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi de doğru olmamıştır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı İ Sigorta A.Ş. vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, ( 2 ), ( 3 ) ve ( 4 ) numaralı bentlerde yazılı nedenlerle davalı İ Sigorta A.Ş. vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı İ Sigorta A.Ş. yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 15.01.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy