(818 S. K. m. 359, 101/2) (1086 S. K. m. 74)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Urla Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 19.12.2002 gün ve 2002/37 - 2002/514 sayılı kararı onayan Daire'nin 01.07.2003 gün ve 2003/2682 - 2003/7201 sayılı kararı aleyhinde davalı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği de anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, kooperatif ortağı bulunan müvekkiline ait konutta 05.10.2001 tarihinden itibaren oluşan çökmeler sonucu (7.400.000.000.-) TL.lık zarar meydana geldiğini ileri sürerek, anılan tutarın 05.10.2001 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne ilişkin olarak verilen karar, davalı tarafın temyizi üzerine Dairemiz'ce onanmıştır.
Davalı vekili, karar düzeltme talebinde bulunmuştur.
1-Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair karar düzeltme itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Ancak, BK.nun 359 ncu maddesi hükmüne göre şeyin tesliminden sonra iş sahibi imkanını bulur bulmaz, o şeyi muayeneye ve kusurları varsa, bunları müteahhide derhal bildirmeye mecburdur. İhbarı ihmal ederse, eseri zımnen kabul etmiş sayılır. Dava konusu olayda konutların tesliminden sonra davacı başka bir kişiden ortaklık devralmak suretiyle kooperatife ortak olmuş ve konutu da devir tarihindeki haliyle görerek teslim almıştır. Davacının hissesini devraldığı eski ortağın teslimden sonra süresinde ihbarda bulunduğu iddia ve ispat edilmediğine göre, basit bir gözlemle tespit edilmesi mümkün bulunan ve teslim anında mevcut bulunan istinat duvarı ayıbı yönünden eski ortağın ve dolayısıyla halefi olan davacının talep hakkının düştüğünün ve dolayısıyla davalının bir sorumluluğunun kalmadığının kabulü gerekir. Kaldı ki bu husus eşitlik ilkesine de aykırıdır. Bu itibarla mahkemece bu kaleme ilişkin talebin kabulüne karar verilmesi doğru olmadığından, davalı vekilinin karar düzeltme itirazının kabulüyle yerel mahkeme kararını onayan Dairemiz'in 2003/2682 Esas 2003/7201 Karar ve 01.07.2003 tarihli kararının ortadan kıldırılarak, yerel mahkeme kararının davalı yararına bozulması gerekmiştir.
3-Öte yandan, ilk bilirkişi raporunda istinat duvarı için istenebilecek tutarın (1.125.000.000.-) TL olduğu belirtildiği ve davacı taraf da bu raporu kabul ettiği halde, istinat duvarı için 2 nci bilirkişi raporunda belirtilen (1.493.464.545.-) TL.nın tahsili cihetine gidilmiş olması da bozmayı gerektirmiştir.
4-Diğer yandan, davalı kooperatifin davadan önce BK.nun 101/2 nci maddesi hükmüne göre usulünce temerrüde düşürüldüğü kanıtlanamadığına göre, mahkemece dava tarihinden itibaren temerrüt faizine hükmedilmek gerekirken, anılan husus gözden kaçırılarak tespit bilirkişi raporunun mahkeme tebliğ tarihinden itibaren temerrüt faizine hükmedilmesi de doğru olmadığından kararın bu nedenle de davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin sair karar düzeltme itirazlarının reddine, (2), (3) ve (4) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin karar düzeltme itirazlarının kabulüyle Dairemiz'in onama kararının ortadan kaldırılarak yerel mahkeme kararının davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin, temyiz ilam ve karar düzeltme harcının isteği halinde karar düzeltme isteyene iadesine, 24.10.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy