(6762 S. K. m. 909) (1086 S. K. m. 101)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İskenderun Asliye 2 Hukuk Mahkemesi'nce verilen 30.6.2003 tarih ve 2003/97 D.İş sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi karşı taraf vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Berkant Şengel tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Talep eden alacaklı vekili, davalının müvekkili ile karz ilişkisine dayalı ipotek sözleşmesi imzaladığını ve M/T ORSE isimli geminin üzerine toplam 9.000.000 USD tutarında ipotek konulduğunu, davalının borcunu ödemede temürrüde düştüğünü iddia ederek, bahse konu alacaktan dolayı ipotek hakkının tespitine, gemi üzerine kira gelirleri, hak ve menfaatleri ile navlunu üzerinde hapis hakkı tanınmasına, TTK.nun 909 ncu maddesi gereğince geminin seferden men edilerek, yediemine teslimine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, TTK.nun 909 ncu maddesi hükmü uyarınca davacının talebi haklı görülüp, istem doğrultusunda karar verilmiş, karara karşı taraf vekili itiraz etmiş, mahkemece, kararın tedbir kararı niteliğinde olmadığı ve TTK.nun 909 ncu maddesi hükmüne göre verilen kararın yerinde olduğu gerekçesiyle itirazın reddine karar verilmiştir.
Kararı, karşı taraf vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, gemi üzerinde ipotek hakkının tespiti, bu hakkın temini amacıyla geminin kira gelirleri, hak ve menfaatleri ile navlunu üzerinde hapis hakkı tanınması, geminin seferden men edilerek yediemine teslimi istemlerine ilişkindir.
Mahkemece, talep dilekçesi değişik işler defterine kaydedilerek evrak üzerinden inceleme yapılıp, TTK.nun 909 ncu maddesi uyarınca davacının talepleri haklı görülerek istemlerin kabulüne karar verilmiştir. Ancak, TTK.nun 909 ncu maddesi kapsamında verilen kararlar, nitelikleri itibariyle HUMK.nun 101 ve devamı maddelerinde düzenlenen ihtiyati tedbir kararları türünden değildirler. Aksine, uyuşmazlığı esastan çözen, temyizi mümkün kararlardandır. Nitekim, mahkemece itiraz üzerine tesis edilen ve temyiz konusu olan karar gerekçesinde de bu husus kabul edilmiştir. O halde, mahkemece, talep dilekçesinin dava dilekçesi olarak esas defterine kaydı yapılıp, taraf teşkili sağlandıktan sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde talebin değişik işler kapsamında değerlendirilmek ve itirazı mümkün şekilde incelenerek sonuçlandırılması doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, karşı taraf ( davalı ) vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenle, kararın BOZULMASINA, 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle karşı taraf ( davalı ) vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 25.3.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy