(6762 S. K. m.1301) (1086 S. K. m.9, 21) (2918 S. K. m.110)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Kadıköy 3.Sulh Hukuk Mahkemesi'nce verilen 10.07.2003 tarih ve 2003/92 - 2003/1027 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı Belediye vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ahmet Susoy tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı sigortacının T.T.K'nun 1301.maddesi hükmüne dayalı olarak davalı taraf aleyhine açtığı rücu davası sonucunda mahkemece, davalı sigorta şirketi hakkındaki dava dosyasının işlemden kaldırılmasına, diğer davalılarla ilgili davanın kabulüne dair tesis edilen hüküm, davalı Belediye Başkanlığı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-1086 sayılı HUMK'nun 9.maddesinin 2.fıkrasında;"Davalı birden fazla ise, dava bunlardan birisinin ikametgahı mahkemesinde açılır.Şu kadar ki,kanunda dava sebebine göre, davalıların tamamı hakkında ortak yetkiyi taşıyan bir mahkeme kabul edilmiş ise,davaya o mahkemede bakılır.Ancak davanın sırf davalılardan birini kendi mahkemesinden başka bir mahkemeye getirmek amacıyla açıldığı belirtiler veya başka delillerle anlaşılırsa mahkeme onun hakkındaki davayı ayırarak yetkisizlik kararı verir."denilmektedir. Yine Aynı Yasa'nın 21.maddesinde ise "Haksız bir fiilden mütevellit dava o fiilin vuku bulduğu mahal mahkemesinde ikame olunabilir." hükmü yer almaktadır. Diğer taraftan, 2918 sayılı KTK'nun "Hukuki Sorumluluk ve Sigorta" başlıklı sekizinci kısmının beşinci bölümünde "Ortak Hükümler" ana başlığı altında "Yetkili Mahkeme" alt başlıklı 110.maddesinde ise; "Motorlu araç kazalarından dolayı hukuki sorumluluğa ilişkin davalar, sigortacının merkez veya şubesinin veya sigorta sözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemelerinden birinde açılabileceği gibi,kazanın vuku bulduğu yer mahkemesinde de açılabilir."ifadesine yer verilmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 25.12.2002 tarih ve 2002/11-1105 Esas,1102 Karar sayılı ilamında da vurgulandığı üzere, bu yasal düzenlemeler ışığında somut olaya bakıldığında; trafik kazası nedeniyle oluşan hasar nedeniyle sigortalısının zararını karşılayan kasko sigortacısının ödediği miktarı davalı işleten,sürücü ve Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortacısı şirketten rücuen tazminine yönelik davanın temeli motorlu araç kazasından dolayı hukuki sorumluluğa dayanmaktadır. TTK'nun 1301.maddesi hükmü gereğince Kasko Sigortacısı,sigorta bedelini ödedikten sonra hukuken sigorta ettiren yerine geçer ve bu sebeple sigortalı mal sahibinin hak ve yetkilerine sahip olur.Bu halefiyet ilkesi gereğince,sigortalı zarar sorumlusuna karşı tazminat davasını hangi yer mahkemesinde açması gerekiyor ise,kasko sigortacısının da rücu davasını aynı yer mahkemesinde açması gerekir.
Davada, işleten ve Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortacısının yer aldığı durumlarda davanın hukuki dayanağı TTK'nun 1301.maddesi yanında 2918 sayılı Kanun'un 85 v.d maddelerinde yazılı hukuki sorumluluğa ilişkin hükümlerin uygulanacağı açıktır. (2918 S.K.m.85 ve 110)
Bilindiği gibi ilke olarak bir davada ,davalı sayısı birden fazla ise,dava bunlardan birisinin ikametgahı mahkemesinde açılabileceği gibi (HUMK'nun md. 9,II.c.1), aynı Kanun'un 21.maddesi uyarınca haksız fiilin vuku bulduğu yer mahkemesinde de açılabilir.Bunların yanında ve öncelikle 2918 sayılı K.T.K'nun 110.maddesi uyarınca,motorlu araç kazalarından dolayı hukuki sorumluluğa ilişkin davalar,ihtiyari ve zorunlu sorumluluk sigortası yapan şirketler aleyhine de işleten ve sürücü ile birlikte açılması halinde hem bu kanun hemde HUMK'nun 9.maddesi uyarınca bu davalılardan birinin ikametgahı mahkemesinde de açılabilir.2918/110 madde son cümlesinde yer alan kazanın vuku bulduğu yer mahkemesinde de,dava açılabileceği kuralı kesin yetki kuralı olmayıp,davacıya tanınan bir seçimlik haktır.
Bir dava için birden fazla (genel ve özel) yetkili mahkeme varsa,davacı,bu mahkemelerden birinde dava açmak hususunda bir seçimlik hakka sahiptir.Davacı, davasının bu genel ve özel yetkili mahkemelerden hiç birisinde açmaz ve yetkisiz bir mahkeme de açar ise,o zaman seçme hakkı davalılara geçer.Yargıtay'ın kararlılık gösteren uygulamasında da davada Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortacısının yer alması halinde,sigorta rücu davasının bu davalının ikametgahında da açılmasının mümkün olduğu kabul edilmektedir. (Bkz.Y.H.G.K.15.10.1997 gün E:11/616, K:842, Y.4.H.D.1.3.1990 gün E:11857, K:1827, Y.11.H.D'nin 28.1.1997 gün E:9072, K:367).
Olayda 2918 sayılı Kanunun 110.maddesine uygun olarak Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortacısının ikametgahında dava açılmış ise de,davacı vekilince davalı zorunlu trafik sigortacısı hakkında açılan davanın 10.06.2003 tarihli oturumda takipsiz bırakılıp,işlemden kaldırılmasından sonra diğer davalıların yetkisizlik itirazlarının,davalı sigortacının ikametgahının Kadıköy olduğundan bahisle reddinin doğru olduğundan söz edilemez.Çünkü,yetkisizlik itirazının incelenmesi esnasında,davalı zorunlu trafik sigortacısı hakkında takibi yapılan bir dava bulunmamaktadır.Bu durumda mahkemece,davalılar işleten ve sürücünün ikametgahı ile kazanın vuku bulduğu yerin Kayseri olduğu gözetilerek davalı Belediye vekilinin temyiz itirazının kabulü ile bu davalı yönünden yetkisizlik kararı verilmesi gerekirken,işin esasına girilerek yazılı şekilde hüküm tesisi yanlış olmuş ve kararın açıklanan nedenle davalı Belediye Başkanlığı yararına bozulması gerekmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre mümeyyiz davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı Belediye vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı Melik Gazi Belediye Başkanlığı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına,ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 17.11.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy