(6762 S. K. m. 341, 336, 359) (4389 S. K. m. 14)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 8.Ticaret Mahkemesi'nce verilen 24.04.2003 tarih ve 1999/559-2003/493 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 14.09.2004 günde davacı avukatı Şener A. ile davalılardan Aytan A. avukatı Necdet G., davalı İzzet S. vd. avukatı Rıfat S., Yücel Ç. avukatları Ali Ç., Ahmet K., K. Y. avukatları H. D. ve Ömer T. ile diğer davalılar Savaş Ö. avukatı Cent K., Cafer O. avukatı Ramazan Ç. gelip, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Ayşe Altun tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalıların yönetim ve denetim kurulu üyeliğini yaptığı davacı Bank E. A.Ş.nin 23.10.1998 tarihinde Bankalar Kanunu'nun 64 ncü maddesi kapsamına alındığını, bağımsız denetim firması ve banka müfettişleri raporları ile davalıların müvekkil bankayı gerek şahıslar ve gerekse grup firmaları adına kullandırdıkları krediler vasıtasıyla 23.10.1998 tarihi itibariyle yaklaşık 108 Trilyon lira net zarara uğrattıklarını, bankanın Bankalar Kanunu'nun 64 ncü maddesi kapsamına alınmasına neden olduklarının tespit edildiğini, Bank E. A.Ş.nin 01.04.1999 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısında 23.10.1998 bankanın TMSF.na devir tarihine kadar görev yapan yönetim kurulu üyeleri ve denetçilerinin ibra edilmeyerek sorumluluk davası açılmasına karar verildiğini, bankanın mali yapısının bozulması yönündeki sürecin tespiti üzerine K. Y. İnş. Taah. ve Tic. A.Ş. ve K. Y. Holding A.Ş.'ni temsilen K. Y. ve TMSF arasında 24.10.1998 tarihli taahhütname imzalandığını, K. Y.'in 24.10.1998 tarihli taahhütnameyi müteselsil borçlu ve kefil sıfatıyla imzaladığını, taahhütname gereği K. Y.'in ödemesi gereken 300.000.000 USD' da ödemediğini ileri sürerek, 108 Trilyon liranın 24.10.1998 tarihinden itibaren faiziyle birlikte TTK. nun 336/5, 342 vd. maddeleri gereğince davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar ve vekilleri ayrı ayrı verdikleri cevap dilekçelerinde, sorumluluğa yol açtığı ileri sürülen maddi olayların tek tek açıklanması gerektiğini, davacı zararının doğması için alacaklı olduğu kişilerle ilgili aciz vesikalarının alınmış olması gerektiğini, davalılar hakkında açılan ceza davasında davacının alacak talep etmesi nedeniyle işbu davanın mükerrer olduğunu, yönetim kurulu üyeleri ile denetçilerin şahsi sorumluluklarının bulunmadığını, eski Bankalar Kanunu'nun 69 ncu maddesinde yazılı dava açma koşullarının davalı yönetim kurulu üyeleri yönünden oluşmadığını, TTK. nun 353 ve Bankalar Kanunu'nun 26 ncı maddesinde denetçilerin görevlerinin sayılmış olup, davalı denetçilerin buna göre sorumluluklarının bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemişlerdir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, 4672 sayılı Yasa ile değişik 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 14 ncü maddesi gereğince davanın TMSF.na ihbar edildiği ve davanın bundan sonra TMSF vekili tarafından takip edildiği, ancak 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 17 nci maddesine göre alacaklı duruma geçmeyen TMSF.nun sadece bankayı temsilen davayı takip edebileceği, TMSF ile K. Y. arasında imzalanan 12.12.1998 tarihli hisse devir sözleşmesi ile bankanın %98, 38 oranındaki hissesinin TMSF.na devredildiği, bunun özel hukuk hükümlerine tabi bir işlem olup, bankanın mevduat kabul etme izninin kaldırılmadığı, bankanın 1.000.000.000.-TL gibi bir bedelle satın alınmasının mümkün olmayıp, tüm zararların banka satılırken göz önüne alındığının aşikar olduğu ve bilahare TMSF.nun bankayı bedeli karşılığı T. Holding A.Ş.ne sattığı, bu nedenle artık yönetici ve denetçi konumundaki davalıların sorumluluğuna gidilemeyeceği, öte yandan dava tarihinde yürürlükte olan mülga 3182 sayılı Bankalar Kanunu'nun 69 ncu maddesi gereğince yönetim kurulu üyelerinin, aynı kanunun 26 ncı maddesi gereğince denetçilerin sorumlu tutulamayacağı, ayrıca zararı oluşturduğu bildirilen kalemlerin gerçek veya tüzel kişilerden tahsil edilemeyeceğinin henüz aciz vesikası ile kanıtlanamadığı gerekçesiyle, oyçokluğu ile davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
1- Dava, davacı bankanın eski yöneticileri ile denetçilerine karşı açılmış sorumluluk davasıdır.
Sorumluluk davasına konu dönemde yürürlükte bulunan 3182 sayılı Bankalar Kanunu'nun 68 nci maddesi gereğince bir bankanın bankacılık yapma ve mevduat kabul etme izninin kaldırılması mümkün olduğu gibi, aynı yasanı 64/3 ncü maddesi hükmüne göre, bankacılık yapma ve mevduat kabul etme izni kaldırılmadan da, ilgili Bakanın bankanın yönetim ve denetim kurulu üyelerini görevden alarak, bu kurullara yeni atama yapması mümkündür. Nitekim Devlet Bakanı'nın emri ile 23.10.1998 tarihinde Bank E. AŞ. nin yönetim ve denetim kurulu üyeleri görevden alınarak, bu kurullara yeni atama yapılmıştır. Davacı bankanın 01.04.1999 tarihli genel kurul toplantısında bankanın önceki yönetim kurulu üyeleri ile denetçileri aleyhinde sorumluluk davası açılmasına karar verilmiş ve TTK. nun 341 nci maddesine uygun olarak denetçiler tarafından TTK. nun 336/5 ve 359 ncu maddeleri gereğince işbu dava açılmıştır.
3182 sayılı Bankalar Kanunu'nun 64 ncü maddesi kapsamında Bank E. A.Ş.nin yönetimine el konulması, kamusal bir yetkinin kullanılmasından kaynaklanmaktadır. Yargılama sırasında yürürlüğe giren 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 14 ncü maddesi 4672 sayılı Yasa'nın 8 nci maddesi ile değiştirilmiş olup, buna göre Hisseleri kısmen veya tamamen Fon'a ait olan bir bankanın hisselerinin üçüncü kişilere devir veya intikali halinde banka tarafından, bankanın eski ortakları, yöneticileri ve denetçileri hakkında açılmış olan dava takiplere Fon tarafından kanuni halef sıfatıyla kaldığı yerden devam olunur. Bu dava ve takipler sonucunda hükmolunacak tutarlar Fon'a ait olur hükmü getirilmiştir. Öte yandan, TMSF, 12.12.1998 tarihinde devraldığı Bank E. A.Ş. hisselerini 30.06.2001 tarihli sözleşme ile T. Holding A.Ş.ne devretmiştir. Bu sözleşmenin 5 nci maddesi hükmüne göre, hisse devrinden önceki döneme ilişkin olarak açılan davaların takibi Fon'a bırakılmıştır. Davacı Bank E. A.Ş. vekili de, 10.07.2001 tarihli dilekçe ile davayı TMSF. na ihbar etmiş ve anılan yasal düzenleme ve sözleşme hükmüne uygun olarak bu tarihten sonra dava TMSF vekili tarafından takip edilmiştir.
Bank E. A.Ş. denetçileri tarafından açılan ve kanuni halef sıfatı ile TMSF tarafından takip edilen davada, usulsüz kullandırılan krediler nedeniyle bankanın zarara uğratıldığı iddia edilerek, TTK. nun 336/5 nci maddesi gereğince yöneticilerin, 359 ncu maddesi gereğince de denetçilerin sorumlu tutulması istenilmiştir. Bank E. A.Ş. mudilerine karşı sorumluluğu bulunan davacı Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'nun, 12.12.1998 tarihli Hisse Devir Sözleşmesi ile Bank E. A.Ş.nin %98, 38 oranındaki hisselerini 1.000.000.000.-TL. na devralması, "banka zararı bilinerek, hisselerin düşük bedelle devralınması nedeniyle banka zararının önceki yönetici ve denetçilerden istenemeyeceği" sonucunu doğurmadığı gibi, bu hisselerin 30.06.2001 tarihli sözleşme ile 141.042.000.000.000.-TL bedelle dava dışı T. Holding A.Ş.ne devredilmesi de, zararın ortadan kalktığı anlamına gelmez. Tedbirsizlik ve hafif kusurlarından dahi sorumlu bulunan anonim şirket yönetim kurulu üyeleri ile denetçileri aleyhinde açılan sorumluluk davasında, kusurları bulunmadığını ise davalıların kanıtlaması gerekmektedir.
Yapılan bu açıklamalar karşısında mahkemece, davacı tarafın iddiaları ile davalıların kusurlu olmadıkları yönündeki savunmaları ayrı ayrı değerlendirilerek, Bank E. A.Ş.nin bir zararının olup olmadığı, zarar varsa miktarı ile zararın meydana gelmesinde davalıların kusurlu olup olmadığı araştırılarak, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddedilmesi doğru görülmemiştir.
2-Öte yandan; 12.05.2001 tarih ve 4672 sayılı yasa ile değişik 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 14/5-d maddesi hükmüne göre, Fon tarafından takip edilen davada İstanbul (1) numaralı Asliye Ticaret Mahkemesi görevli olup, mahkemece re'sen görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle işin esası hakkında karar verilmesi de doğru görülmemiş, hükmün bu nedenlerle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir edilen 375.000.000.-TL duruşma vekillik ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 14.09.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy