(6762 S. K. m. 1301, 1279, 1282, 1295/2) (1086 S. K. m. 388)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Bursa Asliye 5. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 15.04.2003 tarih ve 2002/165 - 2003/419 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı sigorta vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Berkant Şengel tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacının TTK.nun 1301 nci maddesi hükmüne dayalı olarak davalı taraf aleyhine açtığı rücu davası sonucunda mahkemece davanın kısmen kabulüne dair tesis edilen hüküm, davalı İ.... Sigorta A.Ş. vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava, kasko sigortasına dayalı rücuen tazminat istemine ilişkindir.
Sigorta Hukukunda kural olarak, sigorta akdinin meydana gelmiş olması, sigortacının sorumluluğunun başlamış olmasının gerektirmez. TTK.nun 1279 ncu maddesi hükmüne göre, riziko, genel olarak sigorta sözleşmesinin vücut bulması ve yine aynı yasanın 1295/2 nci maddesi uyarınca, sigortacının sorumluluğunun başlamasından sonra oluşması halinde sigorta teminatı içerisinde kabul edilir. Sigortacının sorumluluğunun başlayabilmesi için, TTK.nun 1282 ve 1295/2 nci maddeleri hükümleri uyarınca primin veya ilk taksitinin ödenmiş olması zorunludur.
Somut olayda, davalı sigorta şirketi vekili, zarara neden olan araca ilişkin ibraz edilen 21.10.2000-21.10.2001 vadeli trafik sigorta poliçesinin primin ödenmemesi nedeniyle 01.11.2000 tarihinde iptal edildiğini savunmuştur. Hasara neden olan kaza ise, 01.08.2001 tarihinde vuku bulmuştur. O halde, mahkemece bu savunma üzerinde durulup, davalı sigorta şirketi kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak, sigorta ettiren davalı Celal H.'ın primin ilk taksitini veya tamamını ödeyip ödemediği, davalı sigorta şirketinin kaza tarihini de kapsayacak şekilde sorumluluğunun başlayıp başlamadığı, poliçenin kazadan önce iptal edilip edilmediği hususlarında etraflıca rapor alınarak sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde eksik incelemeyle hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün davalı İ.... Sigorta A.Ş yararına bozulması gerekmiştir.
2-Ayrıca, bir hükmün hangi unsurları içermesi gerektiği, HUMK'nun 388 nci maddesinde gösterilmiştir. Anılan maddenin 2 nci fıkrası, tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile açık adreslerinin açıkça yazılacağını ifade etmiştir. Bir davada hüküm, ancak davanın tarafları için tesis edilir. Dolayısıyla, davada taraf olmayan üçüncü kişiler hakkında hüküm kurulması söz konusu değildir. Bu durum, kararın infazı, bağlayıcılığı ve sonuç doğurması için önem arz etmektedir. Hükmün, HUMK'nun 388 nci maddesine uygun kurulması ve yazılması kamu düzenini de ilgilendirmektedir. Bu nedenle, mahkemece, hüküm kısmında davada taraf olmayan A.... Sigorta A.Ş adı yazılarak, lehine vekalet ücreti ve yargılama gideri takdiri de doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 ve 2 numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 20.11.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy