(818 S. K. m. 42, 49) (551 S. KHK. m. 165)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nce verilen 18.3.2003 tarih ve 2002/785-2003/94 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 14.9.2004 günde davalı avukatı Yıldıray K.gelip davacı avukatı tebligata rağmen gelmediğinden, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan tarafın avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı.
Dava dosyası için Tetkik Hakimi Ahmet Susoy tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalının yenilik vasfı bulunmayan plastik mamuller için almış olduğu faydalı model belgelerine istinaden müvekkili işyerinde almış olduğu ihtiyati tedbir kararını infaz ettirdiğini, yapılan yargılama sonucunda faydalı model belgesinin iptaline karar verildiğini, ancak icra olunan tedbir kararı nedeniyle müvekkilinin maddi ve manevi zarara uğradığını ileri sürerek, asıl ve birleşen dava dilekçelerinde toplam (8.208.000.000) TL maddi ve (36.000.000.000) TL manevi tazminatın faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, birleşen davanın zamanaşımına uğradığını ileri sürerek, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, dosyadaki kanıtlar ve bilirkişi raporuna nazaran, davacının alınan haksız ihtiyati tedbir nedeniyle toplam 114 iş günü kazanç kaybına uğradığı gerekçesiyle, toplam (8.208.000.000) TL maddi ve (20.000.000.000) TL manevi tazminatın faiziyle birlikte davalıdan tahsiline fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Ancak, birleşen davada davalı vekilince zamanaşımı definde bulunulmuş olup, mahkemece davalı vekilinin bu itirazına yönelik olarak olumlu-olumsuz hiçbir karar verilmemiş olması hatalı olmuştur.
3- Dava, haksız ihtiyati tedbirden dolayı uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir. Davalı tarafından, üzerine tedbir konulan üç adet kalıp nedeniyle uğranılan zararın abartıldığı belirtilerek, hükme dayanak alınan bilirkişi raporundaki zarar miktarına yönelik saptamaya gerekçeleri de belirtilmek suretiyle karşı konulduğuna göre, mahkemece, aralarında bu piyasada çalışan bir bilirkişinin de bulunduğu bilirkişiler kurulu aracılığı ile, plastik sanayinin özellikleri, davacıya ait işletmenin cirosu v.b koşullar değerlendirilerek Borçlar Kanununun 42. maddesi uyarınca davacının haksız ihtiyati tedbir nedeniyle uğradığı gerçek zarar miktarının belirlenmesi gerekirken, sanki davacı sürekli tam kapasite ile çalışıyormuşçasına üretim kapasitesi dikkate alınarak bulunan miktarın hüküm altına alınması yanlış olmuştur.
4- Öte yandan, dosyada mevcut ihtiyati tedbir zabıtlarına göre davacıya ait üç adet kalıptan bir adedine 28.04.1997, diğer iki kalıba ise 9.7.1997'de el konulduğu anlaşıldığından, her bir kalıp için kalıplara fiilen el koyma tarihlerinden ihtiyati tedbirin sona erdiği tarihler arasında kalan dönem için tazminat hesabı yapılması gerekirken, ihtiyati tedbir kararının alındığı tarihin zararın belirlenmesinde başlangıç noktası olarak alınması da doğru olmamıştır.
5- Yine, davacının manevi tazminat talebinin istenebilme koşullarının Borçlar Kanununun 49. maddesi kapsamında incelenip, değerlendirilmesi gerekirken, paranın satın alma gücü ve alınan tedbir kararının niteliği dayanak gösterilmek suretiyle yetersiz gerekçe ile kararda yazılı miktarın hüküm altına alınmış olması yanlış olmuş ve açıklanan nedenlerle kararın davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2), (3), (4) ve (5) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, takdir edilen 375.000.000 lira duruşma vekillik ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 14.9.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy