(818 S. K. m. 41, 45) (5584 S. K. m. 50)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Balıkesir Asliye 1. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 10.09.2002 tarih ve 2002/56-574 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacı, dava dilekçesinde, davalıya alıcısına ulaştırmak üzere teslim ettiği 7.4.2001 tarihli taahhütlü mektubun, aradan iki aydan fazla bir zaman geçmiş olmasına rağmen muhatabına teslim edilmediği gibi, tarafına da iade edilmemesi nedeniyle, 15.06.2001 tarihinde davalıya başvurduğunu, 24.07.2001 tarihli davalı cevabıyla taahhütlü mektubun muhatabın bizzat kendi imzasına 11.4.2001 tarihinde teslim edildiğinin bildirildiğini, bu yanıt doğru olmadığı için olayın üzerine gidildiğinde davalının 28.08.2001 tarihli yazısı ile mektubun kaybolduğunu açıklamak zorunda kaldığını, muhataba gönderdiği vekaletnameyi yeniden çıkartarak özel iletişim şirketi ile gönderdiğini; 8.963.210 TL. maddi ve 1.000.000.000 TL. manevi tazminat isteminin davalı tarafından 20.000.000 TL. lik bölümünün kabul edildiğini, davalının Devleti temsil edip vatandaşları kandıramayacağını, davalının bu davranışının devlete olan güvenini sarsıp, kendisinin, ailesinin ve çocuklarının geleceği içir büyük bir umutsuzluğa ve üzüntüye düşürdüğünü ileri sürerek, 988.963.210 TL. manevi tazminatın faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili idareye ait servisler arasında kaybolduğu anlaşılan gönderi için, Posta Kanunu'nun 50/2. maddesi gereğince sadece taahhüt ücreti 400.000 TL. nin 50 katı tutarı olan 20.000.000 TL. tazminat ödenebileceğinin davacıya bildirildiğini, manevi tazminat isteminin ise kabulü gibi bir durumun söz konusu olmadığını belirterek, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosyadaki kanıtlara nazaran, davalı idarenin söz konusu olayda kusurlu olduğunun tartışmasız bulunduğu, davalının gerçek dışı beyanda bulunmaya hakkı olmadığı, bu beyanın iyi niyetli olarak kabul edilmesi mümkün bulunmadığı gibi, gerçek dışı beyanın nereye kadar devam edeceği ve nelere mal olacağını kestirmenin de mümkün bulunmadığı, manevi zararın kişilik değerlerinde kişinin iradesi dışında oluşan objektif eksilme olup, objektif eksilmeden ise o kişinin değil, toplumdaki diğer bireylerinde aynı zarara düşmelerinin anlaşılmasının gerektiği, davaya konu davranışla olayda manevi tazminat istemi koşullarının oluştuğu, davacının manevi değerlerinin tahrip edilip, ruhsal dengesinin sarsıldığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile 988.963.210 TL. nin faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Davacı, dava dilekçesinde davalıya muhatabına ulaştırılmak üzere teslim ettiği taahhütlü mektubun alıcısına ulaşmadığı halde, davalı tarafından sanki ulaşmışçasına bilgi verildiğini,bu durumun şahsiyet haklarını derinden etkilediğini,gönderinin yerine ulaşması için yeniden 8.963.210 TL masraf yapmak zorunda kaldığını,davalıdan isteminin 1.000.000.000 TL manevi tazminat olduğunu,davalı tarafından kendisine 20.000.000 TL ödenmesinin kabul edildiğini, kabul edilen 20.000.000 TL'den maddi kaybının mahsubu sonucu kalan bakiyenin manevi tazminat isteminin kısmen kabulü anlamına ve dolayısıyla davalının kusurunu kabul anlamına geldiğini ileri sürerek, bakiye 988.963.210 TL'nin davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Özetlenmeye çalışılan dava dilekçesindeki anlatımdan da anlaşılacağı üzere, davacı, kendi iddiasına göre, davalının manevi zararına karşılık yapmış olduğu bir miktar tazminat ödemesini kabul etmiştir. Bu durum karşısında kendisine yapılan kısmi ödemeyi kabul eden davacının bilahare zararının daha fazla olduğundan söz etme imkanı bulunmadığından, davacı manevi zararını 11.036.790 TL ile sınırlandırmıştır. Mahkemece, açıklanmaya çalışılan nedenle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde ve yanlış gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi hatalı olmuş ve kararın açıklanan nedenle, davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 23.06.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy