(4721 S. K. m. 2) (1163 S. K. m. 16, 23)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 8. Ticaret Mahkemesi'nce bozmaya uyularak verilen 28.05.2003 tarih ve 2002/561 - 2003/293 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 14.09.2004 günde davacı avukatı A. H. U. ile davalı kooperatif başkanı A. F. D. gelip, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan davalı temsilcisi ve taraf avukatı dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Y. A. tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalı kooperatif ortağı Alman uyruklu kişiden ortaklık payını 28.11.1990 tarihli sözleşmeyle devraldığını, kooperatifin bu ortaklığı kabul etmemesi üzerine mahkemeden üyeliğin tespiti kararı alındığını, sonradan verilen üyelikten ihraç kararının da mahkemece iptal edildiğini, bunun üzerine davalı kooperatifçe bir pay yerine (10) pay üzerinden aidat istenildiğini ileri sürerek, müvekkilinin 10 parsellik bir arsa üzerinde bir ev yapma şeklinde ortaklığının ve parasal yükümlülüğünün terk olduğunun tespiti ile bu yoldaki muarazanın giderilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının 10 pay üzerinden ortak olduğunun ilama bağlandığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davanın reddine ilişkin verilen karar, davacı vekilinin temyizi üzerine Dairemizce (diğer itirazlar reddedilip devredenin iddia olunan ödemesinin dava konusunu kapsayıp kapsamadığının araştırılması gerektiği yönünden) bozulmuş olup, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda, bozma sonrası alınan 31.01.2003 tarihli bilirkişi raporuna dayanılarak, davacı iddiasının MK.nun 2, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 23 ve Anasözleşmenin 26 ncı maddesine aykırı olduğu, davacının davasının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, istek halinde aşağıda yazılı 2.200.000.-lira harcın temyiz edene iadesine, 16.09.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy