(3095 S. K. m. 1, 2) (1086 S. K. m. 83)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Eleşkirt Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 1.5.2003 tarih ve 2002/88-2003/67 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Gürkan Gençkaya tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili, davalının zorunlu trafik sigorta poliçesini düzenlediği aracın müvekkillerinin murisine çarparak ölümüne neden olduğunu ileri sürerek, poliçedeki ölüm tazminatından şimdilik 1.000.000.000.TL.nın dava tarihinden itibaren ticari faizi ile davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş, yargılama sırasında ıslah dilekçesi ile talebini 3.306.551.827.TL. daha artırmıştır.
Davalı vekili, poliçe limiti ile sınırlı olarak sorumlu olduklarını savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosyadaki belgelere göre, davacıların tazminata hak kazandıkları gerekçesiyle, davanın kabulü ile 1.000.000.000.TL.nın dava tarihinden, 3.306.551.827.TL.nın 03.04.2003 tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
3095 sayılı Yasa'nın 4489 sayılı yasa ile değişik 1 inci maddesinde Borçlar Kanunu ve Türk Ticaret Kanunu'na göre faiz ödenmesi gereken hallerde miktarı sözleşmede tespit edilmemiş ise T.C. Merkez Bankası'nın kısa vadeli kredi işlemlerinde uyguladığı reeskont oranı uygulanacağı öngörülmüş ve aynı Yasanın (temerrüt faizi) kenar başlıklı 2 nci maddesinin 1 inci fıkrasında da bir miktar paranın ödenmesinde temerrüde düşen borçlunun yine sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça yasanın 1 inci maddesinde belirlenen oranda temerrüt faizine hükmedileceği düzenlemesi getirilmiştir. Görüldüğü üzere, Yasanın 1 inci maddesinde adi ve ticari işler için aynı oranda yani reeskont oranında faiz verilmesi öngörülmüştür. Anılan yasanın 2/2 maddesinde ise, TC. Merkez Bankasının önceki yılın 31 Aralık günü kısa vadeli avanslar için uyguladığı faiz oranı yukarıda açıklanan miktardan fazla ise sözleşme olmasa bile ticari işlerde avans faizi oranında temerrüt faizi istenebileceği düzenlenmesi getirilmiştir.
Dava konusu olayda davacı taraf dava dilekçesinde daha yüksek bir oran da belirtmeksizin ticari faiz oranında temerrüt faizi talebinde bulunmuş iken, ıslah dilekçesiyle bu kez de dava konusu yapılan alacağın tümüne yasal faiz uygulanmasını istemiştir. Görüleceği üzere davacı tarafından başlangıçta dahi Yasa'nın 2/2 maddesinde düzenlenen avans faizi talebi bulunmadığı gibi, ıslah dilekçesiyle de alacağın tamamına yasal faiz uygulanmasını istediğinden ve mahkemece hükmedilen yasal faiz de 3095 sayılı Yasa'nın 4489 sayılı yasa ile değişik 1 inci maddesinde öngörülen reeskont oranında temerrüt faizi olduğundan davacı tarafın bu yöne ilişkin temyiz itirazı yerinde olmadığı gibi, ıslah edilen miktar bakımından da davalı ıslah dilekçesiyle temerrüde düşürüldüğünden bu hususa ilişkin temyiz itirazı da yerinde bulunmamıştır. Açıklanan bu nedenlere dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillere gerektirici sebeplere göre, davacılar vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, istek halinde aşağıda yazılı harcın temyiz edene iadesine, 28.05.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy