(818 S. K. m. 21)
Dava: Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, çok yaşlı ve okuma yazması olmayan bir kişi olduğunu, davalı kardeşinin gelir destekleme programından istifade etmek istediğini, ancak tapuda yanlışlık bulunduğunu, tapu dairesine gelmesi halinde yanlışlığın düzeleceğini beyan ederek kendisini kandırıp 984 parselde bulunan 105/320 payının hileli yollarla kendi adına devrini sağladığını ileri sürüp payı oranında iptal tescil istemiştir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacının iddialarını ispatlayamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla, Tetkik Hakimi Senem Altınbulak'ın raporu okundu. Düşüncesi alındı. Dosya incelendi. Gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, hile hukuksal nedenine dayalı tapu iptali- tescil isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden, toplanan delillerden, çekişme konusu 984 parsel sayılı taşınmazın öncesinde tarafların ortak miras bırakanına ait iken taraflar arasında düzenlenen 28.12.2001 tarihli miras taksim sözleşmesi uyarınca davacı adına tescil edildiği, daha sonra 24.9.2002 tarihinde yapılan resmi sözleşme ile de davalıya satış yoluyla temlik edildiği görülmektedir.
Bilindiği üzere; hile, genel olarak bir kimseyi irade beyanında bulunmaya,özellikle sözleşme yapmaya sevketmek için onda kasten hatalı bir kanı uyandırmak veya esasen var olan hatalı bir kanıyı koruma yahut devamını sağlamak şeklinde tanımlanır. Hata da yanılma hilede yanıltma söz konusudur. B.K. nun 28/1 maddesinde açıklandığı üzere taraflardan biri diğer tarafın kasıtlı aldatmasıyla sözleşme yapmaya yöneltilmişse hata esaslı olmasa bile aldatılan taraf için sözleşme bağlayıcı sayılamaz. Değinilen koşulların varlığı halinde aldatılan taraf hakkını kullanmak suretiyle hukuki ilişkiyi geçmişe etkili (makable Şamil) olarak ortadan kaldırabilir ve verdiği şeyi geri isteyebilir. Öte yandan, hile her türlü delille isbat edilebileceği gibi iptal hakkının kullanılması hiç bir şekle bağlı değildir. Hilenin öğrenildiği tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde karşı tarafa yöneltilecek bir irade açıklaması, defi yahut dava yoluyla da kullanılabilir.
Somut olayda, yukarıda değinilen anlamda bir soruşturma yapıldığı söylenemez. Davacı tarafından bildirilen tanıklardan bir kısmı dinlenmemiş, akitteki satış bedelinin uygunluğu yönünden yerinde keşif yapılmamıştır.
Sonuç: Hal böyle olunca, belirtilen ilkeleri kapsar biçimde değinilen eksiklikler de giderilmek suretiyle soruşturmanın tamamlanması, toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir hüküm kurulması gerekirken olayda uygulama yeri de bulunmayan vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuksal sebebinden söz etmek suretiyle hüküm kurulması da doğru değildir. Davacının temyiz itirazı yerindedir. Kabulüyle hükmün H.U.M.K.'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 06.11.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy