(6762 S. K. m. 1209, 1301)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Samsun 2.Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 09.12.2002 tarih ve 2000/380 - 2002/968 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkiline ait ve davalı şirkete kasko sigortalı aracın uğradığı (2.225.000.000) TL hasar bedelinin, usulüne uygun müracaata rağmen ödenmediğini ileri sürerek, anılan meblağın olay tarihinden itibaren reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, olayın davacının belirttiği yer ve zamanda meydana gelmediğini, hasardan sonra sigorta ettirildiğinden T.T.K.'nun 1279.maddesi uyarınca poliçenin hükümsüz olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, dava konusu kazanın iddia edilen yer ve zamanda olmadığını, hasarın sigorta kapsamında bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir. Kaza tespit tutanağına göre, dava konusu trafik kazası 26.03.2000 günü meydana gelmiştir.Bu tutanak ile dava konusu aracın, yolun ıslak olması nedeniyle kaydığı ve sağ taraftaki kayalara çarptığı, olay yerinde 6 metre fren izi bulunduğu tespit edilmiştir. Olay yerinde tutanağı tanzim eden Arif A., kayalarda boya izi olduğunu, kazanın tutanakta belirtilen yer ve zamanda yapıldığına emin olduğunu beyan etmiştir. Hazırlık soruşturması aşamasında dinlenen tanıklar Hakan Ö. ve Miktat Ö. de olayı doğrulamış, olayın başka türlü olmasının ve sonradan ayarlanmasının mümkün olmadığını bildirmişlerdir. Makine mühendisi bilirkişi tarafından düzenlenen 07.02.2001 tarihli raporda ise hasarın tek taraflı çarpmadan meydana gelmediği ve iddianın seyir kinematiğine uymadığı bildirilmiştir. Bunun üzerine görüşüne başvurulan Adli Tıp Kurum Trafik İhtisas Dairesinin 16.09.2002 tarihli raporunda, aracın kaymasıyla seyir kinematiğinin bozulabileceği belirtilerek olayın tutanak ve tanık beyanları doğrultusunda meydana geldiği kabul edilmiş, davalının belgeye dayanmayan savunmasının kabul edilemeyeceği bildirilmiştir. Görüşüne ilk başvurulan bilirkişinin tek kişilik raporuna karşı, Adli Tıp Kurumun'dan alınan heyet raporu karşısında, bir çelişkinin mevcudiyetinden bahsedilemeyeceğinin kabulünün gerekmesine rağmen, mahkemece Karayolları Fen Heyetinden üçüncü bir rapor alınmıştır. Bu son rapor ise, davalı savunmasını doğrular niteliktedir.
Hasarın teminat dışında kaldığını ispat külfeti sigortacıdan olup, davalı sigortacının, hasarın belirtilen yer ve zamanda meydana gelmediğini ileri sürmesi yetmez. Ayrıca bu hasarın gerçekte nasıl meydana geldiğinin ve neden teminat harici olduğunun da, davalı sigortacı tarafından ispatlanması gereklidir. Davalı bu savunmasını ispatlayamadığı gibi tarafsız tanıklar, kaza tespit tutanağı ve Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi raporu karşısında, davacı iddiasını ispatlamış ve olay açıklığa kavuşmuştur. Bu durum karşısında mahkemece, makine mühendisi ve Karayolları Fen Heyeti bilirkişi raporuna itibar edilerek ispat yüküne aykırı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 26.06.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy