(4721 S. K. m. 6) (6762 S. K. m. 1281)
Taraflar arasında görülen davada Şişli Asliye 4.Hukuk Mahkemesi'nce verilen 07.11.2002 tarih ve 2000/1256 - 2002/1887 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ayşe Altun tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkiline ait aracın davalı şirkete kasko sigorta poliçesiyle sigortalı olduğunu, 03.05.1999 günü meydana gelen trafik kazasında oluşan hasar bedelinin davalı tarafından ödenmediğini ileri sürerek, şimdilik 5.300.00.000 TL'nın faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, dava konusu kazanın iddia edilen yerde ve belirtilen şekilde meydana gelmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece dosya kapsamına göre, davacı vekilinin önceki celseler gereğince ara kararını yerine getirmediği, 07.11.2002 tarihli celseden haberdar olduğu halde gelmediği ve mazeret bildirmediği, davalı vekilince takip edilen davanın davacı vekili tarafından kanıtlanamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, davalı şirkete kasko sigorta poliçesiyle sigortalı araçta oluşan hasar nedeniyle sigorta teminatının tahsili istemine ilişkindir.
Davacı tarafından dava konusu kazaya ilişkin olarak 03.05.1999 tarihli trafik kazası tespit tutanağı ve diğer belgelerin davalı sigorta şirketine bildirilmesinden sonra davalı sigorta şirketi tarafından ekspertiz raporu alınmış, ancak sigorta teminatının ödenmemesi üzerine işbu dava açılmıştır. Davalı vekili, dava konusu kazanın iddia edilen yerde ve belirtilen şekilde meydana gelmediğini savunmuş olup, bu konudaki ispat külfeti M.K.'nun 6 ve TTK.nun 1281/2.maddeleri uyarınca davalı sigorta şirketine aittir. Mahkemece, dava konusu hasarın sigorta teminatında bulunmadığı yönündeki ispat yükünün davalı tarafa ait olduğu düşünülmeden, ispat yükünün davacıya yüklenilerek, yazılı gerekçeyle davanın reddedilmesi doğru görülmemiş, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 23.06.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy