(6762 S. K. m. 191)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Bergama Asliye Hukuk Mahkemesi'nce bozmaya uyularak verilen 29.04.2003 tarih ve 2001/730 - 2003/275 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ahmet Susoy tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili bankanın borçlularından Ali A.'ın borcundan dolayı davalı şirkete birinci haciz ihbarnamesi gönderildiği, borçlu şirketi tarafından icra dosyasına verilen cevapta, Ali A. şirketteki hissesi üzerine haciz şerhinin işlendiği, ancak borçlulardan hiçbirinin şirketten kâr payı, huzur hakkı, maaş vs. hiçbir hak ve alacaklarının bulunmadığının bildirildiğini, TTK.nun 191 inci maddesi uyarınca ihbarda bulunulduğu ancak sonuç alınamadığını ileri sürerek, şirketin fesih ve tasfiyesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davalı şirketin özel hesap dönemine tabi olduğu, hesap döneminin Eylül ayı olması nedeniyle Mayıs ayında gönderilen ihbarın yasanın aradığı 6 ay önce ihbar etme şartına uygun olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine dair verilen kararın davacı vekilince temyizi üzerine karar Dairemizin 04.06.2001 gün ve 2001/2874 Esas, 2001/5081 Karar sayılı ilamıyla özetle TTK.nun 191 nci maddesinde hesap yılı sonundan altı ay önce ihbarda bulunma koşulunun bulunmadığı, davanın açıldığı tarihten 6 ay önce şirket ve ortaklarının ihbar edilmesi ve bu şekilde dava açılması halinde fesih isteminin hesap yılı sonu için hüküm ifade edebileceğinin açıklandığı, bu nedenle verilen red kararının yerinde olmadığı, ancak, anılan maddeye göre fesih istenebilmesinin ilk şartının borçlunun şahsi mallarından alacağın alınamamış olmasının oluşturduğu, borçlunun mallarının borcunu karşılamaya yetmediğine ilişkin İİK.nun 143 ncü maddesine göre aciz vesikası verilip, verilmediği anlaşılamadığı gibi, borçlunun bir taşınmazına haciz konularak kıymet takdirinin kesinleştirildiği, satış aşamasına gelindiğinin görüldüğü, mahkemece bu husus üzerinde durularak alacaklının borçlunun şahsi mallarından alacağını alamamış olması şartının gerçekleşip, gerçekleşmediğinin belirlenmesi gerektiği gerekçesiyle bozulması üzerine, mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda, davalı şirket ortağı Ali A.'ın davacı bankaya olan borcundan dolayı şahsi malları üzerinde yapılan hacizlerin borcunu karşılamadığı, haciz tutanaklarının aciz belgesi niteliği taşıdığı, TTK.nun 191 nci maddesindeki yasal koşulların davacı lehine oluştuğu gerekçeleriyle, davanın kabulü ile davalı şirketin fesih ve tasfiyesine, tasfiye memuru tayinine, tasfiye sonucunda borçlu Ali A.'a düşecek tasfiye payının icra dosyasındaki alacak miktarı ile sınırlı olmak üzere icra dosyasına ödenmesine karar verilmiştir.
Karar, davalılar vekilince temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalılar vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalılar vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 2.200.000.-lira temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 31.05.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy