(1163 S. K. m. 14)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Kadıköy Asliye 3.Ticaret Mahkemesi'nce verilen 28.02.2003 tarih ve 2001/1020-2003/223 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 14.09.2004 günde davalı S.S.A. Yapı Kooperatifi avukatına yapılan tebligatın geri dönmesi nedeniyle temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan, tetkikatın duruşmasız olarak evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ali Orhan tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalı kooperatif ortağı olan Erkan E.'ten pay devralmak suretiyle ortak olduğunu, ancak kooperatifin devir keyfiyetini işleme koymayarak maddi menfaat temini için kötüniyetli savsaklamalarda bulunduğunu ileri sürerek, asıl davada Erkan E. adına B.3 Blok 11 nolu dairenin tahsis ve bu şahsa ait ortaklık sözleşmesinin iptalini, müvekkili adına tescilini, birleşen ilk davada aynı taleplerini davalı Erkan E.'e yöneltmiş, yine birleşen 2 nci davasında ise, muvazaalı olarak davalı Erkan'ın payının oğlu diğer davalı Sedat E.'e devredildiğini ileri sürerek, pay ve daire devri işlemlerinin iptali ile ortaklığın ve dairenin müvekkili adına tescilini istemiştir.
Davalı kooperatif temsilcileri, davacının kooperatif ortağı iken payını Erkan'a ve Erkan'ın da 12.06.2001 tarihinde Sedat'a devrettiğini, buna rağmen kooperatife gönderilen ve ihtar ile davacının Erkan'dan payı devraldığı ve devir işlemlerinin yapılması isteğinin Erkan tarafından daha önceden payının oğluna devredildiğinden kabul edilmediğini, davacı taleplerinin resmi belgeye dayalı olmadığını, Erkan'ın kooperatif üyeliği kabul edilse dahi Erkan'ın imzasını taşıyanın belgenin aslında oğlu Sedat'a pay devri için bıraktığı ve kooperatif ofisinden kaybolan belgenin davacı tarafından ele geçirilerek kullanıldığından işlem yapılmasının mümkün olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı Erkan vekili, pay devrine ilişkin müvekkil imzasını taşıyan belgelerin aslında oğlu Sedat'a devir için düzenlenmiş belge olduğunu, davacının bu devir beyanlarını içeren belgeyi kooperatif ofisinden çalarak işlem yapmaya kalkıştığını, kayıp için kooperatifçe tutanak düzenlendiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı, Sedat yanıt vermemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davalı Erkan'ın 135 nolu üyeliğini geçerli bir şekilde diğer davalı Sedat'a 12.06.2001 tarihli yönetim kurulunun kabul kararı ile devrettiği, anılan kararın sahte ve sonradan oluşturulduğunun iddia ve ispat edilmediği, davacının dayandığı devir belgesinin 20.06.2001 tarihli ve bu tarih itibariyle davalı Erkan'ın kooperatifte devredebileceği bir ortaklık payı olmadığı, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 14 ncü maddesine uygun olarak noterde düzenlenmiş bir devir senedine dayanılarak davacı ile pay devredecek olan Erkan'ın kooperatife birlikte başvurularının ve başvuruyu kabule yönelik yönetim kurulu kararının bulunamadığı gerekçesiyle, her üç davanın da reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, pay devir sözleşmesi ile birleşen davanın davalısı Erkan'dan kooperatif payının alındığı, ancak, kooperatifçe pay devrinin tekemmül ettirilmediği iddiasına dayalı ortaklığın devredildiğinin tespiti ve daire tahsisinin de davacı adına yapılması istemine ilişkindir. Birleşen davalardan ilkinde aynı talepler pay devreden Erkan E.'e, 2. davada ise Erkan'ın ve kooperatifin muvazaalı işlemle pay devrini davalı Sedat E. adına tekemmül ettirdiği iddiasına dayandırılmıştır.
Dosya davacı yanca sunulan iki adet pay devir sözleşmesine göre, davalılardan Erkan, kooperatifteki payını davacıya devrettiğini ve davacının da bu payı aldığı belirtilerek devreden ve devralan tarafından imzaları vazedilmiştir. Bu sözleşmelerin 20.06.2001 tarihinde imzalandığı da görülmektedir. Ancak, dosyaya davalılarca sunulan bir başka devir senedi ile de davalı Erkan, dava konusu edilen kooperatifteki hissesini oğlu Sedat'a devrettiğini bildirmiştir. Bu devir senedinde tarih belirtilmemiştir. Mevcut devir sözleşmelerinin üçü de adi yazılı şekilde düzenlenmiş, kooperatifçe hisse devri davalı Sedat adına tekemmül ettirilmiştir.
Uyuşmazlık, adi yazılı şekilde düzenlenmiş devir sözleşmelerinin Kooperatifler Kanunu ve ana sözleşme hükümleri gereğince yeterli olup olmadığı, öncelikle hangisine itibar edileceği ve muvazaalı devrin olup olmadığı noktalarındadır. Ayrıca, pay devrinin kooperatif açısından bağlayıcı olması için mutlaka yönetim kurulunca devrin kabul edilmesi gerektiğinin şart olup olmadığı da uyuşmazlık konuları arasındadır.
1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 14/2 nci maddesine göre, kooperatif ortaklığı devredilebilir ve yönetim kurul devralan kişinin ana sözleşmede öngörülen ortak alma koşullarını taşıdığı takdirde bu kişiyi ortaklığa kabul eder.
Somut olayda davacı, önceden ortak olduğu kooperatifteki payını davalı Erkan'a devretmiş, bu dava konusu sözleşme ile de ortaklığı devraldığını ileri sürmüştür. Kooperatif yapı kooperatifi niteliğinde olduğundan davacının ortaklığı devralmasına engel bir durumu yoktur. Bu nedenle de ortaklığın devrini kabul etmeyen yönetim kurulu kararı aleyhine genel kurul nezdinde itiraza gerek olmaksızın doğrudan ortaklığın tespitini dava konusu etmek mümkündür.
Davalılar, davacının dayandığı hisse devir sözleşmesindeki imzanın devreden davalı Erkan'a ait olmakla birlikte, bu imzayı içeren belgenin kooperatif merkezinden davacı yanca çalınarak doldurulduğunu ileri sürmüşlerdir. Ancak, davacı hakkında Cumhuriyet Başsavcılığı'nca yapılan soruşturma sonunda takipsizlik kararı verildiği ve itirazında reddedildiği dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Yine dosya içeriğinden davalı kooperatif yöneticileri ile davacı arasında bir takım davalar olduğu ve aralarında husumet bulunduğu da sabittir. Kooperatif kaşesini taşıyan tutanak başlıklı yazıda tutanak imzacılarının adı belirtilmediği gibi böyle bir belgenin de her zaman önceki tarihli olarak düzenlenmesi mümkündür. O halde kooperatif yönetiminin hisse devir sözleşmelerinden hangisine öncelik tanıması gerektiği davacının muvazaa iddiasının kanıtlanmasına bağlıdır. Mahkemece, davalılar arasındaki hisse devri ve bu devrin kooperatifçe muvazaaya dayalı olduğuna ilişkin davacı iddiası üzerinde durulup sonucuna göre karar vermek gerekirken, eksik inceleme sonucu yazılı gerekçeyle hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 16.09.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy