(6762 S. K. m. 621, 690) (1086 S. K. m. 292)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Hayrabolu Sulh Hukuk Mahkemesi'nce verilen 29.08.2002 tarih ve 2000/404-2002/453 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi A. Altun tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalı tarafından müvekkili aleyhine kambiyo senetlerine mahsus icra takibi yapıldığını, takibe konu bonodan dolayı müvekkilinin 250.000.000 TL. borcu bulunmasına rağmen icra tehdidi altında olması nedeniyle 648.000.000 TL. ödemek zorunda kaldığını ileri sürerek, fazla ödenen 398.000.000 TL. nın faiziyle birlikte davalıdan istirdadına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, icra takibine konu bononun 1.250.000.000 TL. nın ödendiği iddiasının doğru olmadığını, kalan borç üzerinden icra takibi yapıldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davaya konu senedin arkasında pulların altında yazılı bulunan senetle ilgili ödeme yapıldığını gösteren silik kurşun kalem yazısının olması üzerine, bu durumun yazılı delil başlangıcı sayılacağı ve bu hususta tanık dinlenilebileceği, tanık beyanlarına göre senetle yazılı borcun 1.250.000.000 TL. nın davacı tarafça davalıya ödendiği, bu durumun kurşun kalemle hafif silik halde senet arkasında da yazılı olduğu gerekçesiyle, 398.000.000 TL. nın dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, müvekkilinin keşidecisi olduğu bonodan dolayı borcun kısmen ödendiğini, buna rağmen icra tehdidi altında bono hamili olan davalıya fazla para ödendiğini ileri sürerek, fazla ödenen bedelin istirdadını istemiştir.
Adli Tıp Kurumu Fizik/Grafoloji Dairesi'nin 11.06.2001 tarihli raporunda da açıklandığı üzere, dava konusu bononun arkasında kurşun kalemle bazı rakamlar yazıldığı ve bunun da silindiği görülmektedir. Türk Ticaret Kanunu'nun 690.maddesi yollamasıyla aynı Yasa'nın 621.maddesi hükmüne göre, kısmi ödeme halinde keşidecinin, bu ödemenin bono üzerine işaret edilmesini ve kendisine bir makbuz verilmesini istemesi gerekir. Dava konusu olayda ise, bononun arka yüzüne kurşun kalemle bazı rakamlar yazılmış ve daha sonra da silinmiştir. Yapılan ödemenin her zaman silinmesi mümkün olan kurşun kalemle bono arkasına yazılması hayatın olağan akışına ve yasa hükmüne uygun değildir. Bu konuda dinlenilen davacı tanığı S. Yıldırım ise, davacının oğlu olup, beyanının davalı aleyhinde yorumlanması isabetsizdir.
Öte yandan, davalı vekili, bononun icra takibine konu edilmesi için kendisine getirildiğinde bono arkasında herhangi bir yazı olmadığını ifade ederek, davacı iddialarını reddetmiştir. HUMK. nun 292.maddesi hükmüne göre, bir belgenin yazılı delil başlangıcı sayılabilmesi ve bu nedenle tanık dinlenebilmesi için, belgedeki yazıların davalı eli ürünü olması gerekmektedir. Bono arkasında yer alan rakamların da kısmi ödeme ve yazılı delil başlangıcı olduğunu kabul edebilmek için, bono aslının keşideci değil, lehtar elinde bulunması ve rakamların davalı tarafından yazıldığının kanıtlanması gerekir. Somut olayda ise, davalı tarafından 31.07.2000 günü davacı aleyhinde yapılan icra takibinden sonra alacaklı vekilinin talebi üzerine dosyanın işlemden kaldırıldığı ve 10.08.2000 tarihinde bono aslının takip borçlusu olan davacıya teslim edildiği dosya kapsamından anlaşılmaktadır. İşbu dava ise, 29.08.2000 tarihinde açılmıştır. Görüldüğü üzere davaya konu bono, 10.08.2000 tarihinden önce davalı hakimiyetinde olup, bu tarihten sonra davacı eline geçmiştir. Arkasındaki rakamların bononun kimin elindeyken ve ne zaman yazıldığı belli değildir.
Mahkemece, tüm bu hususlar ve dosyadaki tüm deliller değerlendirilerek, karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın kabulü doğru görülmemiş, kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 02.06.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy