(556 S. KHK. m. 8, 9/1-c)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 9.Ticaret Mahkemesi'nce verilen 24.10.2002 tarih ve 2001/646 - 2002/621 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalılar Türk Patent Enstitüsü Başkanlığı vekili ile diğer davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, tekstil sektöründe faaliyet gösteren müvekkilinin "İ...", "İ..." "İ... KONFEKSİYON" markalarının tanınmış ve farklı sınıflar için tescilli olduğunu, davalının daha sonra "İ... TEKSTİL Ticaret ve Sanayi A.Ş. + Şekil" markasının tescili için yaptığı başvuruya, müvekkilinin yaptığı itirazın, davalının en son YİDK.nca reddedildiğini, "İ..." kelimesinin esas ve ayrıt edici unsur olduğunu, iltibas meydana geldiğini ileri sürerek kararın iptalini, davalı adına yapılan tescilin terkinini talep ve dava etmiştir.
Davalıların ( ayrı ayrı ) vekilleri, davalının farklı sınıflar için başvuru yaptığını, şeklin özgün olduğunu, davacının markasının tanınmışlık düzeyine ulaşmaması, dolayısıyla 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 8/4 ncü maddesi koşullarının oluşmaması nedeniyle tescilin mümkün bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemişlerdir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar doğrultusunda, vurgu kelimenin "İ..." ibaresi olduğu, "KONFEKSİYON" ve "TEKSTİL" ibarelerinin her iki şirket arasında bağlantı imajı verdiği, davalı markasındaki şeklin dahi, davacının 23 ncü sınıf mallarını oluşturan tekstil amaçlı ürünleri anımsattığı, tüketici nezdindeki algılama bakımından iltibas olasılığının bulunduğu, bilirkişi kurulu görüşüne itibar edilmediği gerekçeleriyle, davanın kabulü ile davalının Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu kararının iptaline, davalı markasındaki "İ..." kelimesinin terkinine karar verilmiştir.
Kararı, davalıların ( ayrı ayrı ) vekilleri temyiz etmiştir.
Dava, davalılardan Türk Patent Enstitüsü Başkanlığı'nın Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu kararının iptali istemine ilişkindir.
Davacı, davalılardan İ... Tekstil A.Ş.nin marka tescil başvurusuna diğer davalı nezdinde yaptığı itirazlarda, 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 8/1-6 maddesine dayanarak, her iki taraf markasında yer alan "İ..." kelimelerinin vurgu kelimesi olduğunu, "TEKSTİL" kelimesi ile "KONFEKSİYON" kelimelerinin de markaların aynı firmalara ait olduğu düşüncesini tüketiciye verdiğini, davalı markasının davacı markası ile ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu bildirmiştir. Davalılardan Türk Patent Enstitüsü Başkanlığı ise, tarafların markalarının eşya sınıflarının farklı olması, hitap ettiği tüketici kitlesinin aynı olmaması gerekçesiyle, itirazı reddetmiştir.
Mahkemece, bilirkişi kurulunun görüşüne itibar edilmeyerek ve davacının itirazındaki nedenler ağırlıklı olarak gerekçe yapılarak dava kabul edilmiştir.
Tarafların markalarının farklı eşya sınıfları için tescil edildiği, davalı şirketin bu farklı sınıflara ilişkin faaliyette bulunduğu çekişmesiz ve dosya kapsamı ile sabittir. Davacı, itirazlarında 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 8/4 ncü fıkra hükmüne dayanmamış ve bu yönde kanıt ibraz etmemiş olup, taleple sınırlı olarak inceleme yapıp karar vermeye yetkili Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu'nun bu kararına karşı açılan bu davada da itirazın kapsamı dışında bir iddia ve nedene dayanılması mümkün değildir. Bu itibarla, herhangi bir kanıt sunulmadan tanınmış marka iddiası ile bu dava açılsa da, davanın itirazın yapıldığı tarihteki koşullara ve dayanılan nedenlere göre ele alınıp, sonuçlandırılması gerektiği kuşkusuzdur. Dairemiz'in yerleşik uygulaması bu yöndedir.
556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 8/4 ncü maddesi, daha önce tescil edilmiş markanın aynı veya benzeri markanın, farklı mallar veya hizmetlerde kullanılabileceğini ilke olarak benimsemiş olup, davalılardan İ... Tekstil A.Ş.nin markasının, bu ilke kapsamında korunması gerekmektedir. Davacı, kendisinin toplumda ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle davalının haksız bir yarar sağlayabileceğini, markanın itibarına zarar verebileceğini, ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceğini, Türk Patent Enstitüsü Başkanlığı nezdindeki itirazlarında ileri sürmediği gibi, bu yönde esasen delil de ibraz etmiş değildir.
Aynı Kanun Hükmünde Kararname'nin 9/1-c maddesindeki haksız avantajı 8/4 ncü maddesindeki haksız yararlanma, markanın itibarına zarar verme, ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğruma olgularına dayalı itirazın, ancak tanınmış marka veya toplumda tanınmışlık düzeyine ulaşmış marka sahibince yapılabileceği, diğer bir anlatımla, bu olguların tanınmış veya tanınmışlık düzeyine ulaşmış olmayan marka sahibince, itiraz nedeni yapılmasının mümkün olmadığı gerek maddenin lafzı, gerekse doktrinin getirdiği yorumlar karşısında kuşkusuzdur. ( Bkz.Prof.Dr.Ünal Tekinalp, Fikri Mülkiyet Hukuku, 1999 İstanbul, Sh.391,392,399 vd. )
Bu durumda, Türk Patent Enstitüsü Başkanlığı'na yapılan itiraz tarihideki hukuki durum karşısında, davalılardan Türk Patent Enstitüsü Başkanlığı Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu kararının iptali isteminin reddi gerekirken, aynı Kanun Hükmünde Kararname'nin 8/1-6 maddesine dayalı yazılı gerekçelerle davanın kabulü, doğru olmamıştır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenle, her iki davalının ( ayrı ayrı ) vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalılar yararına ayrı ayrı BOZULMASINA, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 23.06.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy