(551 S. KHK m. 164, 166, 136, 137, 140) (6762 S. K. m. 56, 57)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İzmir Asliye 3.Ticaret Mahkemesi'nce verilen 18.7.2003 tarih ve 2000/1226-2003/544 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Muktedir Lale tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili şirketin "Su Sayacı Rekor Somunları Mühürleme Aparatı" isimli ürünle ilgili olarak TPE. nezdinde 18.02.2000 tarihinde faydalı model başvurusunda bulunduğunu, imalatı yapılan ve tescil başvurusu tamamlanan mamulün daha sonra davalı şirket tarafından taklit edilerek üretimine başlandığını, davalının dava konusu ürünlerin pazarlanması amacıyla girişimlerde bulunduğunu, ihale aldığını ileri sürerek, tecavüz teşkil eden fiillerinin durdurulmasına, men'ine, taklit edilerek üretilen ürünlere ve üretimde kullanılan araçlara el konulmasına ve imhasına, 1.750.000.000-TL. (ayrı ayrı) maddi ve manevi tazminatın temerrüt faizi ile tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili şirketin, davacının sınai mülkiyet hakkına tecavüz etmediğini, taklit üretim yaparak, piyasaya sunmadığını, teknik şartlarını İZ-SU.'nun belirlediği ve bizzat teknik resmini verdiği emniyet kilitleri için diğer şirketler gibi çalışma yaptığını, kalıp ve ürünlerin piyasada önceden beri dolaşmakta olduğunu, davacı şirketin tescil için başvuruda bulunduğu faydalı modelin yenilik unsuru taşımadığı gibi faydalı model unsurlarını da taşımadığını, tazminat miktarlarının fahiş olduğunu savunarak, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacının 28.05.2001 tarihinden itibaren 10 yıl süre ile korumalı 18.02.2000/459 sayılı faydalı model başvuru belgesi sahibi olduğu, davalının ürettiği bu emtia ile ilgili herhangi bir faydalı model ve tescil belgesinin bulunmadığı, davacının aldığı faydalı model belgesinin iptali için dava ve girişimde bulunmadığı, davacı başvurusunun belgenin alındığı tarihten ve davadan da önce olması belge verilinceye kadar noksanlıkların ikmal edilmesi, çekilen ihtarnameye göre de dava açılması gözetilerek, davacının 551 sayılı KHK.nin 166, 136, 73/a, 82/1 ve TTK.nun 56, 57/5 FSEK.'nin 83 üncü maddesine göre, dava açma hakkının bulunduğu ve davalının eyleminin davacının faydalı modeline tecavüz teşkil ettiği, dava açıldığı tarihe kadar davalının net kazancının 157.283.058-TL olduğu gerekçeleriyle, davanın kısmen kabulü ile davalının davacının 28.05.2001 tarih 459 nolu faydalı model belgesiyle sahip olduğu faydalı model haklarına yaptığı tecavüzün haksız rekabetin men'ine, davalı tarafından üretilen mallara el konulmasına, 157.283.058-TL maddi tazminatın temerrüt faizi ile tahsiline, manevi tazminat isteminin reddine, karar verilmiştir.
Karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
551 sayılı Patent Haklarının Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 164 üncü madde hükmü uyarınca, patent sahibine tanınan koruma, faydalı model belgesi sahibine de aynen tanınmış bulunmaktadır.
Yine, aynı KHK. nin 166 ncı maddesi hükmü uyarınca da, faydalı model belgelerine ilişkin açık bir hüküm bulunmadığı ve faydalı model belgelerinin özelliği ile çelişmediği takdirde, patentler için öngörülen, koruma hükümleri faydalı model belgeleri için de aynen uygulanır.
Bu itibarla, 551 sayılı KHK. nin 136. maddesinde sayılan tecavüz hallerinin birinin varlığı halinde, KHK. nin 137 ncı ve 140 ncı maddeler de sayılan hakların dava yoluyla talep edilebilmesi mümkündür.
Somut olayda, davacı 28.05.2001 tarihinden geçerli olmak üzere faydalı model belgesini almış olup, KHK. nin 82 nci madde hükmü uyarınca da koruma bu tarihten itibaren başlamıştır. Dava ise, 16.10.2000 tarihinde açılmış olup, bu tarih itibariyle tescilli belgesi bulunmayan, davacının 551 sayılı KHK. nın ilgili hükümlerine değil, TTK. nun 56 ncı vd. madde hükümlerine dayanması mümkündür. TTK. nun 56 ncı maddesinde haksız rekabet, aldatıcı hareket veya hüsnüniyet kaidelerine aykırı sair suretlerle iktisadi rekabetin her türlü suiistimalidir, şeklinde tanımlanmıştır. Haksız rekabet ile ilgili hükümler yönünden mahkemece inceleme yapılmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Bu durumda davalının davacıya yönelik tüm eyleminin TTK. nun 56 ncı ve 57 inci madde hükümleri çerçevesinde haksız rekabet hükümleri uyarınca korunmasının gerekli olduğunun kabulü gerekir.
Yukarda açıklanan gerekçelere ve dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
Sonuç: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usule ve yasaya uygun bulunan kararın ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 2.220.000-lira temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 29.6.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy