(6762 S. K. m. 785)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Osmaniye Asliye 1. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 12.3.2003 tarih ve 2002/72-2003/323 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin satın aldığı seramiğin davalıya ait araçla taşınması sırasında meydana gelen tek taraflı kazada tamamen hasarlandığını ileri sürerek ( 10 ) milyar liranın %80 faiziyle davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, teslim yeri davacı adresi olsa da alıcı olmayan davacının aktif dava ehliyetinin bulunmadığını, tam hasar iddiasının doğru olmadığını, zarar miktarı olarak eşyanın fabrika çıkış fiyatının istenebileceği, faiz oranı isteminin fahiş olduğunu savunmuştur.
Mahkemece sunulan kanıtlara, hasar ve kusura ilişkin bilirkişi raporlarına dayanılarak, fatura ve sevk irsaliyelerine göre yükün davacıya ait olduğu, kutusuz durumda sağlam kalan bir kısım fayansın ekonomik değerinin kalmaması nedeniyle kazada ve hasarın oluşmasında %100 kusurlu olan davalının taşınan yükün toplam fatura değerinden sorumlu olduğu gerekçesiyle ( 6.627.501.000 ) TL nin yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Ancak, davacıya gönderilmek üzere davalının işleteni ve sürücüsü bulunduğu kamyonu yüklenen fayans emtiasının aracın devrilerek hasarlanması nedeniyle doğan sorumluluğun kapsam ve niteliği temyiz denetimine elverişli açıklıkta saptanmamıştır.
TTK.nun 785/1 nci maddesi hükmü uyarınca, taşımaya bağlı ziyadan doğan tazminat taşıma belgesine geçirilen değere, taşıma senedinde değer gösterilmemiş olsa bile taşıyıcıya bildirilip de onun tarafından kabul edilmiş bir değer varsa ona, böyle bir değer yoksa aynı cins ve nitelikteki eşyanın gönderilene teslim edileceği yerdeki değerine göre belirlenir. Kısmi hasardan doğan tazminat ise, aynı maddenin ikinci fıkrasındaki ilkeye göre saptanır.
Her şeyden önce, hasarın kapsamı doğru olarak belirlenmemiştir. Eşyanın bulunduğu yerde istinabe yolu ile yapılan keşif sonrası fayansla iştigal eden bilirkişice düzenlenen raporda ( 220 ) m2 malzemenin sağlam ve kutusuz olduğu saptanmış, sağlam eşyanın ekonomik değeri konusunda görüş belirtilmemiştir. Buna karşın, mahkemece bu konuda başka bir araştırma yapılmadığı halde, sağlam kalan malzemenin kutusuz olması nedeniyle davalı taşıyanın taşınan emtianın tamamının fatura değerinden sorumlu tutulması isabetsizdir.
Öte yandan, davalı taşıyanın kusurlu taşımasından doğan zarardan kaynaklanan sorumluluğunun yukarıda açıklanan yasal düzenlemedeki ilkeler ışığında saptanması yoluna gidilmeden, fabrikadan malları teslim alan dava dışı ilk alıcının davacı adına düzenlediği satış faturasında yer alan fiyat değerliklerinin tazminata esas alınması doğru görülmemiş, kararın bu yönden de bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentteki nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle kararın davalı yararına BOZULMASINA, davalı vekili gelmediğinden duruşma vekillik ücreti takdirine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 23.9.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy