(818 S. K. m. 47)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Gölcük Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 08.07.2003 tarih ve 2000/937 - 2003/659 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ata Durak tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacılar, bu ve birleşen davalarda, davalı kooperatif ortağı iken 02.03.1996 tarihinde çekilen kura sonucu kendilerine isabet eden konutlarının, 17.08.1999 tarihinde meydana gelen deprem sonucunda ağır hasara uğradığını ve daha sonra yıktırıldığını bir kısım ortaklara isabet eden konutların ise depremden zarar görmediğini ve bu ortakların yaklaşık bir yıldır konutlarını kullandıklarını, davalı kooperatif yönetim kurulunun ise deprem sonucu malvarlığını kaybeden ortaklarla kaybetmeyenler arasında eşitliği sağlayıcı herhangi bir girişimde bulunmadığını, oysa ferdileşmeye geçilmediğinden kooperatifin mevcut malvarlığının tüm ortaklar arasında eşit şekilde paylaştırılmasının gerektiğini, tüm bunlara ilaveten önce malvarlıklarını kaybeden ortakların aidat ödemelerinin durdurulması kararı alan davalı kooperatifin, sonradan aidat ödemedikleri gerekçesiyle kendilerini ortaklıktan ihraç etmeye çalıştığını ileri sürerek, davacı Hüseyin için (15.000.000.000.-)TL Feza için (10.000.000.000.-) TL maddi ve her bir davacı için ayrı ayrı (3.000.000.000.-) TL manevi tazminat ile her davacı için ayrı ayrı, bir yıllık kira bedeli olan (1.500.000.000.-) TL ve dava tarihinden itibaren aylık (150.000.000.-) TL kira bedelinin, yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, bu davanın asıl muhatabının çok katlı yapılaşmaya müsaade eden, depreme dayanıklılık kontrollerini yapmayan ve depremden sonra yaraları sarma konusunda zafiyet gösteren kamu idaresi ve belediyeler olduğunu, müvekkilinin evleri yıkılmayan ortakları için çaba göstermesinin doğal sayılması gerektiğini, kuralar önceden çekildiğinden aynı ödemeyi yapan bir kısım ortağın konutlarına kavuşurken davacıların kavuşamamasının bir bakıma kader sayılacağını, yıkılan binaları yeniden bitirme gücünün müvekkil kooperatifte bulunmadığını, davaların hukuki temelinin olmadığını savunarak, davaların reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, depremde yıkılmayan ve diğer, ortaklara tahsis edilen dairelerin, dava tarihi itibariyle (10.000.000.000.-) TL değerinde olduğu, kura çekilmesiyle ortaklara tahsis edilen dairelerin, kooperatifin malvarlığından çıkıp ortakların malvarlığına girmediğini, davacıların ödedikleri pay bedellerinin iadesini istedikleri ve ortaklıktan çıkmayı değil diğer ortaklarla eşit haklara sahip olmayı talep ettikleri, dava tarihi itibariyle ortak olan davacıların somadan bu sıfatlarını kaybetmesinin sonucu değiştirmeyeceği, davacıların diğer ortaklarla eşit duruma getirilmesi gerektiği, dava tarihi itibariyle davacılar ile diğer üyelerin ödedikleri aidat miktarlarında herhangi bir farklılık bulunmadığından emsal Yargıtay kararlarına rağmen davacıların da aynı daire bedelini istemelerinin normal olduğu, dava tarihinden sonrası için kira bedeli talep edilemeyeceği gerekçesiyle davaların kısmen kabulü ile, her bir davacı için ayrı ayrı (10.000.000.000.-) TL maddi tazminat ve (840.000.000.-) TL kira bedelinin dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Ancak, davacıların, davalı kooperatif ortağı oldukları, bu sırada meydana gelen deprem neticesinde konutlarının yıkıldığı ve davalı kooperatifçe, yıkılan bu konutlar yerine yenilerinin yapılması imkanının olmadığından davacılara konut tahsis edilemediği konularında taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Mahkemece, her ne kadar davacıların dava tarihi itibariyle diğer ortaklarla eşit miktarda aidat ödediklerinden, davacılar yararına, dava tarihi itibariyle diğer ortaklara tahsis edilen dairelerin rayiç değeri üzerinden tazminat taktir edilmişse de, davalı kooperatifçe davacılardan Hüseyin'in 13.11.1999 tarihinden, Feza'nın ise 26.02.2000 tarihinden itibaren aidat ödemedikleri savunulmuştur. Bu durum karşısında, kendilerine konut tahsis olanağı bulunmadığı anlaşılan davacıların isteyebilecekleri tazminat miktarının hesaplanmasında, Dairemiz'ce uygulanan yöntemi değiştirmeyi gerektirecek bir nedeni bulunmamaktadır. O halde tazminat hesaplama yöntemi şöyle olmalıdır.
a) Önce, ortaklara tahsis edilen konutların dava tarihlerindeki rayiç değeri hesaplanmalıdır.
b) Normal ve eksiksiz ödeme yapan bir ortağın ödemeleri, ödeme yaptığı tarihler itibariyle TEFE ortalama rakamları esas alınarak dava tarihlerindeki güncel değeri bulunmalıdır.
c) Daha sonra, (1) nolu bentteki değerden (2) nolu bentte bulunan değer çıkartılarak normal ödeme yapan bir ortağın bu ödemeleri karşısında ne miktar yararlanma sağladığı hesaplanmalıdır.
d) Bundan sonra, davacıların yaptıkları ödemeler (2) nolu bentteki ilkelere göre dava tarihlerine taşınarak davacıların eksik ödemeleri güncelleştirilmelidir.
e) Bu veriler ortaya çıkarıldıktan sonra, (4) nolu bentte bulunan miktar (3) nolu bentte bulunan değerle çarpıldıktan sonra bulunan miktarın (2) nolu bentte bulunan miktara güncel değerinin ilave edilmesi soncu bulunacak meblağ, davacı ortakların bu davada kooperatiften talep edebilecekleri tazminat miktarını belirleyecek ve mahkemece bu miktara hükmedilecektir.
Yukarıdaki ilkeleri dikkate almayan mahkeme kararının bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilini sair temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı kooperatif yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 07.06.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy