(6762 S. K. m. 52, 54, 58)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 8. Ticaret Mahkemesince verilen 27.6.2003 tarih ve 2002/301-2003/372 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ,ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili şirketin unvanının aynısını unvan olarak daha sonra tescil ettiren davalı şirketin, ihtara rağmen değişiklik yapmadığını, vergi cezaları ve telefon faturalarına ilişkin tebligatların müvekkiline tebliğ edilerek, karışıklıklar doğduğunu, bu durumun aynı zamanda haksız rekabet oluşturduğunu, müvekkilinin bayi konumunda olması nedeniyle alıcının yanıltıldığını ileri sürerek, davalının unvanının sicilden terkinine, haksız rekabetin sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasına, bu unvanı taşıyan tabelaların indirilmesine, her türlü basılı evrak ile reklam kullanımına ve davalının Internet sitesi kullanımına son verilmesine, 5.000.000.000. TL. manevi tazminatın tahsiline, hükmün ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin tescil unvanını kullandığını, bunun haksız rekabet oluşturmadığını, davacının zarar görmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, dosya kapsamına ve benimsenen bilirkişi kurulu raporuna göre, manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne, Internet sitesi kullanımına son verilmesi istemi dışında kalan diğer istemlerin kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, tescilli unvanın sicilden terkini, haksız rekabetin önlenmesi, tanıtım ve reklam vasıtalarının ortadan kaldırılması ve manevi tazminatın tahsili istemlerine ilişkindir.
Davalı şirketin unvanı davacının unvanından sonra tescil edilmiştir. Bu durumda, davacı şirket, TTK.nun 52. ve 54. madde hükümleri uyarınca, davalı unvanının terkinini veya değiştirilmesini ve ayrıca verilecek hükmün ilanını isteme hakkını haiz olup, haksız rekabet olgusuna dayanarak, TTK.nun 58. madde hükmünde yazılı istemlerde bulunamaz. Zira, tescilli bir unvan, terkin edildiği tarihe kadar koruma altında kalmaya devam edecektir. Terkinine karar verilip, kesinleşinceye kadar, bir unvanın tüm geçerli hukuki hakları unvan sahibine sağlayacağı kuşkusuz olup, davalının tescilli unvanına güvenerek, yaptığı dava konusu faaliyetlerinin haksız rekabet oluşturmayacağı da açıktır. Davalının, terkin kararının kesinleşmesinden sonra bu unvanı kullanması halinde eylemleri haksız rekabet teşkil edecektir.
Bu itibarla, tescilli unvanın sicilden terkin edildiği tarihe kadar kullanılmasında herhangi bir usulsüzlük bulunmayacağından, dava tarihine kadar davalının, unvanı daha önce tescilli davacıya karşı kendi tescilli unvanını kullanması nedenine dayalı olarak unvana tecavüz iddiası ve bu iddiaya dayalı tazminat talepleri de ileri sürülemeyecektir.
O halde, mahkemece, davacının terkin ve hükmün ilanı istemleri dışında kalan istemlerin tümünün reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenle, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenle, temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 07.06.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy