(6762 S. K. m. 370, 381)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 8.Ticaret Mahkemesi'nce verilen 19.06.2003 tarih ve 2003/362-2003/822 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 28.09.2004 gününde taraf avukatları tebligata rağmen gelmediğinden, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve dava dosyası için Tetkik Hakimi Yaşar Arslan tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin ortağı bulunduğu davalı şirketin 1991/1999 yılları arasındaki genel kurullara çağrılmadığı ve katılmadığı halde adına atılan imzalarla toplantılara katılmış gibi gösterildiğini, alınan kararların TTK.nun 370 nci maddesi şartlarını taşımadığından yoklukla malul olduğunu ileri sürerek, anılan kararların yoklukta malul olduğunun tespitini talep ve dava etmiştir.
Davalı, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, davalı şirketin ticaret sicil dosyasındaki 24.05.2000 tarihli görev taksimi ve şirketin ilzam kararında ve 03.09.2001 tarihli adres değişikliğine ilişkin kararda davalının imzalarının bulunduğu ve bu kararların geçersizliğinin ileri sürülmediği, bu imzalarını reddetmeyen davacının TTK.nun 381 nci maddesince öngörülen üç aylık hak düşürücü süreleri geçirdikten sonra böyle bir dava açamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Davalı şirketin ( 100 )nama yazılı ortaklık payından birinin sahibi olan davacı tarafından, 1991-1999 yılları arasındaki tüm genel kurulların TTK.nun 370 nci maddesi hükmü doğrultusunda çağrı merasimine uyulmaksızın beş paydaşın tamamının katılımı ile toplanmış gibi gösterildiğini, oysa davacının bu toplantıların hiçbirisinde bulunmadığı halde hazirun cetvelinde adına atılan sahte imza ile katılmış gibi gösterildiği ileri sürülerek anılan genel kurul toplantılarının yoklukla malul olduğunun tespiti istenilmiştir. Bu durumda, uyuşmazlığın esasına girilerek gösterilen kanıtların toplanması, gereken inceleme ve araştırmanın yapılmasından sonra ilgili genel kurul toplantılarının ve alınan kararların yoklukla malul olup olmadığının belirlenmesi gerekirken, daha sonraki dönemde yapılan genel kurulda yönetim kurulu üyeliğine seçilen davacının imzasını taşıyan karar tarihlerine nazaran TTK.nun 381 nci maddesinde belirtilen ( genel kurul kararlarının yokluk-butlan dışındaki olağan iptali istemiyle açılacak davalara esas )hak düşürücü sürenin geçirildiğinden bahisle davanın süre yönünden reddi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, davacı vekili duruşmaya gelmediğinden duruşma vekillik ücretinin takdirine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 30.09.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy