(1163 S. K. m. 46, 52) (1086 S. K. m. 74, 91, 382)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 7. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 05.06.2003 tarih ve 2002/101-2003/346 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 26.10.2004 günde davacılardan Can T vd. avukatı Ayşegül A T, Derya Ç vd. avukatı Yaşar D, Yılmaz Erdal A avukatı İsmail O ve Ebru S avukatı Suna İ gelip, davalı ve diğer davacı avukatları tebligata rağmen gelmediğinden, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Ayşe Altun tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacılar vekilleri asıl ve birleşen dava dilekçelerinde, müvekkillerinin davalı kooperatif ortağı olup, 21.11.1999 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurul toplantısında her ortaktan 1.200.000.000 TL. katkı payı alınmasının kararlaştırıldığını, bu paranın bilanço açığını kapatmaya yönelik bir ek ödeme ihdası anlamına geldiğini, 1163 sayılı Yasa'nın 52. maddesi uyarınca böyle bir kararın ancak üyelerin 3/4 çoğunluğunun oyuyla alınabileceğini belirterek, davacı Burçin vekili, müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitini, diğer davacılar ise genel kurul kararının batıl olduğunun tespiti ile iptaline karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir.
Davalı vekili, muhalefet şerhi bulunmayan ortakların dava açma hakkı bulunmadığını, alınan kararın ek ödeme ihdası niteliğinde bulunmadığını savunarak, davaların reddini istemiştir.
Mahkemece davacı Nurşen N'ın davasının feragat nedeniyle reddine, diğer davacıların açtığı davanın kabulüne dair verilen Dairemiz'in 09.04.2001 günlü kararında yazılı gerekçeyle davalı yararına bozulmuştur.
Mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonunda alınan bilirkişi raporuna göre, 21.11.1999 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında ortaklardan tahsiline karar verilen 1.200.000.000 TL.nın işletme fonuna katkı payı mahiyetinde olmadığı, özünde kooperatifin bilanço açığının kapatılması amacına yönelik olarak alındığı, iptali istenen kararın 1163 sayılı Yasa'nın 52/1. maddesinde yazılı 3/4 oy çoğunluğu ile alınmadığı gerekçesiyle, birleşen davalardan 1999/612 esas numaralı dosyada verilen 13.07.2000 tarihli karar kesinleştiğinden, bu konuda yeniden karar verilmesine yer olmadığına, birleşen diğer davaların kabulü ile 21.11.1999 tarihli olağanüstü genel kurulda gündemin 9. maddesinde bilanço zararının karşılanması için 1.2000.000.000 TL.nın ödenmesi için alınan kararın iptaline karar verilmiştir.
Karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
1- Dava, kooperatif genel kurul kararının iptali ve işbu dava dosyası ile birleştirilen Ankara 1.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2000/274 Esas numaralı dosyanın davacısının davalı kooperatife borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. Biri menfi tespit, diğerleri genel kurul kararının iptali istemi ile açılan on dört adet dava dosyası birleştirilmiş, mahkemece kısa kararda "feragat edilen dava dışındaki davaların kabulüne" karar verilmiş, ancak gerekçeli kararda Şule T ve arkadaşları tarafından açılan ve işbu dava dosyası ile birleştirilen 2000/24-26 numaralı davanın tarafları karar başlığında gösterilmediği gibi, hüküm fıkrasında da bu dava ile ilgili bir karar verilmemiştir. Bilahare Şule T ve arkadaşlarının vekili olan Av Yaşar D Y tarafından verilen 25.09.2003 havale tarihli dilekçe üzerine, mahkemece 30.09.2003 tarihinde "Ek Karar" adı altında Şule T ve arkadaşları tarafından açılan dava ile ilgili karar verilmiştir.
Mahkemece, kısa kararda feragat edilen dava dışındaki tüm davaların kabulüne karar verildikten sonra, bir kısım davacıların açtıkları dava hakkında gerekçeli kararda yer verilmemesi, kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki oluşturmakta olup, bu tür hatanın, "Ek Karar" ile düzeltilmesi mümkün bulunmamaktadır.
T.C. Anayasası yargılamanın aleniyeti ilkesini benimsemiştir. Bunun anlamı yargılama açık olarak yapılacak ve yargılamanın sonunda verilen karar da açıkça belirtilecektir. HUMK.nun 382. maddesi gereğince sonradan yazılacak gerekçeli kararın da bu kısa karara uygun olması gerekir. Aksi halde, yargılamanın aleniyeti ilkesi zedelenmiş ve mahkeme kararına güven sarsılmış olacaktır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu'nun 10.4.1992 gün ve 1991/7 Esas 1992/4 Karar sayılı kararında, kısa kararla gerekçeli kararın çelişik bulunmasının bozma nedeni olacağının içtihat edilmiş bulunmasına göre, mahkemece yapılacak iş; bozmadan sonra, hakimin önceki kısa karar ile bağlı olmaksızın çelişikliği kaldırmak kaydıyla vicdani kanaatine göre yeni bir karar vermekten ibarettir.
2- Öte yandan;Temyiz incelemesine konu dava ile birleştirilen Ankara 1.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2000/274 Esas, 2002/184 Karar sayılı dosyasının davacısı olan Burçin K, keşide ettiği üç adet bonodan dolayı davalı kooperatife borçlu olmadığının tespitini istediği halde, mahkemece bu dava hakkında da genel kurul kararının iptaline karar verilmiş olup, talepten başka bir şeye hükmedilemeyeceğine dair usul kuralına aykırı karar verilmesi de doğru değildir.
3- Bozma sebep ve şekline göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda ( 1 ) ve ( 2 ) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ( 3 ) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, takdir edilen 375.000.000 TL duruşma vekillik ücretinin davacıdan alınarak davalı kooperatife verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 26.10.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy