(6762 S. K. m. 381, 556)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Kadıköy Asliye 3. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 22.04.2003 tarih ve 2003/143-2003/444 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 05.10.2004 günde taraf avukatları tebligata rağmen gelmediğinden, tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve dava dosyası için Tetkik Hakimi Yaşar Arslan tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin % 50 ortağı ve (10) yıl için tek yetkili müdürü bulunduğu davalı limited şirket işlerini takip için vekaletnameyle yetkilendirilen diğer davalının azledildikten sonra şirkete ait bazı belgeleri götürdüğünü, daha sonra 07.10.2003 tarihinde müdür olarak atandığı yolunda önceki geçersiz ortaklar kurulu kararını karar defterine yapıştırarak şirket adına işlemler yaptığını ileri sürerek, 07.10.2002 tarih ve 1 nolu ortaklar kurulu kararının iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı şirket vekili, diğer davalının 07.10.2002 tarihli kararla müdür seçildiğini, ancak yabancı olması ve çalışma izninin olmaması nedeniyle bu karardan vazgeçilerek aynı tarihli başka bir kararla vekil atandığını, müdür atama kararının da geçersiz hale geldiğini savunmuştur.
Diğer davalı Gregeor Karl Johann Schmich vekili, davanın haksız ve dayanaksız olduğunu savunmuştur.
Mahkemece, toplanan kanıtlara göre, TTK.nun 556/son maddesinin göndermede bulunduğu anonim şirketlere ait aynı yasanın 381/1-son maddesi hükmü uyarınca (yokluk ve butlana dayanılmamakla) böyle bir davanın hak düşürücü süreye tabi olduğu, bu sürenin değiştirilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, davalı vekili duruşmaya gelmediğinden duruşma vekillik ücretinin takdirine yer olmadığına, aşağıda yazılı bakiye 2.220.000. lira temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 07.10.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy