(6762 S. K. m. 781, 814)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 2.Ticaret Mahkemesi'nce verilen 16.05.2002 tarih ve 1998/2242-2002/596 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 12.10.2004 gününde davalı avukatı Hamit D gelip, davacı avukatı tebligata rağmen gelmediğinden, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Ali Orhan tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin murisden ithal ettiği yarı mamül deri emtiasının gümrük işlemlerinin takibi için davalı ile anlaşıp vekalet verdiğini, davalının gümrük işlemlerini yapıp malın tam ve eksiksiz olduğunu beyanla gümrükten çekmesinden sonra konteyner ile müvekkilinin taşındığını, ancak konteynerin açıldığında malın eksik olduğunun anlaşıldığını, davalının mal eksik olduğu halde "tam ve eksiksizdir" diyerek teslim alması, taşıma sırasında başında bulunmaması, eşyaya gereken dikkat ve özeni göstermemiş olması nedeniyle Gümrük Kanunu ve Borçlar Kanunu gereğince zarardan sorumlu olduğunu ileri sürerek, 4.900 USD eksik mal bedeli, 1187 USD yoksun kalınan kâr ve 81.000.000.-TL tutarındaki yapılan masrafın 12.10.1998 tarihinden itibaren en yüksek döviz faizi ve TL alacağı için reeskont faizi uygulanmak suretiyle davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı vekili, müvekkilin gümrük komisyoncusu olması itibariyle sorumluluğunun ancak malın gümrüğü girişi ve çıkışı arasındaki işlemler ile sınırlı olduğunu, gümrüğe gelen malın beyan edilen miktarda olduğunun belirlenip yeniden gümrük mührü ile konteynere konulduğunu, bu aşamada herhangi bir eksiklik bulunmadığını, davacının kendi deposunda malı teslim aldıktan sonra yaptırdığı sörvey raporuna dayanarak tazminat talebinde bulunamayacağını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davalının gümrük işlemlerinden başkan ayrıca taşıyıcı bularak emtiayı davacının adresine teslim yükümlülüğü bulunduğu, emtianın gümrük mührü ile teslim alındığı ancak gönderilen davacıya teslimden sonra eksik çıktığı, gerek Gümrük Kanunu, gerekse TTK.nun 814 ncü maddesi gereğince davalı taşıyıcının eksikten ve kâr kaybı ile masraflardan sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, taraflar arasındaki gümrük komisyonculuğu sözleşmesine dayalı tazminat istemine ilişkindir. Davacının ithal ettiği deri emtiasının gümrük işlemleri davalı tarafından yapılmış, işlemlerin tamamlanmasından sonra da emtia orijinal mührü taşıyan konteyner içinde davalının temin ettiği araç ile davacının deposuna gönderilmiş, burada araç sürücüsünün de katılımıyla düzenlenen tutanak ile emtianın konteynerden eksik çıktığı tespit edilmiştir. Gümrükten davacının deposuna kadar taşıma işini davalının üstlendiği dosyaya sunulu belgelerden anlaşılmaktadır. O halde, mahkemece taşımaya dayalı sorumluluktan hareket ile çözüme gidilmesi doğrudur. Ancak, mahkemenin itibar etmediği ilk bilirkişi raporundan sonra oluşturulan 2 nci bilirkişi kurulunun düzenlediği ve her bilirkişinin farlık sonuçlara ulaştığı raporda çelişki kabul edilmesi ve ayrıca ilk rapor ile de sonra alınan raporlar arasında da çelişki olduğu gerekçesiyle mahkemece 04.12.2001 tarihli oturumda yeniden oluşturulacak bilirkişi kurulundan rapor alınması ve masrafların davacı yanca karşılanması için ara kararı oluşturulmuş, müteakip oturumda davacı vekili, masraf yatırmayacağını, mevcut dosya durumuna göre karar oluşturulmasını istemiş, 19.03.2002 tarihli oturumda da mahkemece masraf yatırması için davacıya süre verilmiş ve yatırılmadığı takdirde bilirkişi delilinden vazgeçmiş sayılacağı belirtilmiştir.
Emtianın gümrüğe konteyner içinde getirildiği, gümrük işlemleri sonucunda yeniden mühürlenerek davalıya teslim edildiği ve davalının da konteyneri taşıma kooperatifi aracılığı ile davacıya gönderdiği sabittir. Taşıma, konteynerle yapıldığından, bu taşımanın özelliği gereği taşıyan/taşımayı üstlenen veya taşıma işini başkasına yaptıran davalının yüke yönelik çekince koymamış olması nedeniyle varma yerinde tespit edilen eksiklikten dolayı sorumlu olduğuna ilişkin hükme esas alınan bilirkişi raporundaki değerlendirme, taşımanın bu niteliğine uygun düşmez. Ancak, varma yerinde eksiklik belirlendiğinden, davalının konteynerlerin orijinal mühürlü hali ile alıcıya teslim edildiğine ilişkin savunması, diğer bir deyişle, taşıma sırasında konteyner mühürlerinin bozulmamış olduğu yolundaki sorumsuzluğa gerekçe gösterilen savunması, davalıyı sorumluluktan kurtarmaya yeterli değildir. Taşıyıcı ayrıca TTK.nun 781 nci maddesine göre kurtuluş beyyinesi getirmek durumundadır. O halde, sorumsuzluğa ilişkin kanıt yükü davalıdadır.
Mahkemece alınan bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin giderilmesi amacıyla ara kararı ile davacıya masraf yatırması için süre verilmesi doğru değildir. İlk bilirkişi raporunda taşıyanın sorumluluğu bulunmadığının belirtilmesi ve mahkemenin rapora itibar etmeyerek tayin ettiği bilirkişi kurulunun raporunda da sorumluluk açısından bilirkişiler ittifak edemediklerine göre, mahkemece davalının TTK.nun 781 nci maddesi gereğince ispat yükümlülüğü altında olduğu düşünülerek, varsa kanıtlarını sunması ve ara kararının da buna göre oluşturularak rapor temini yoluna gidilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle eksik incelemeye dayanılarak hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, takdir edilen 375.000.000.-TL duruşma vekillik ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 14.10.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy