(6762 S. K. m. 68)
Taraflar arasında görülen davada Mersin Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 09.07.2003 tarih ve 2001/937 - 2003/414 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi A. Susoy tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, yaşanan sel felaketi nedeniyle müvekkili şirkete ait bütün ticari defterlerin zayii olduğunu ileri sürerek, TTK'nun 68.maddesi uyarınca zayii belgesi verilmesini talep ve dava etmiştir.
Dahili davalı SSK vekili, hukukumuzda dahili dava müessesesi bulunmadığını belirterek,davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, dosyadaki kanıtlara nazaran, Mersin ilindeki sel felaketinin 02.12.2001-14-12.2001 tarihleri arasında meydana gelmiş olması nedeniyle davanın süresinde olduğu, bilirkişi raporuna göre ticari defter ve belgelerin okunamaz durumda olduklarının belirlendiği gerekçeleriyle, davanın kabulü ile 1996-2000 yıllarına ait ticari defterler ile bu yıllara ait mal alış faturalan,genel gider dosyalan, KDV ve muhtasar beyannameler, kurumlar vergisi tahakkukları, ödeme makbuzları ve SSK ile ilgili dosyaların zayii olduklarının tespitine karar verilmiştir.
Karar, SSK vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, TTK.nun 68. maddesi hükmüne dayalı olarak açılmış zayi belgesi verilmesine ilişkindir.
Dairemizin yerleşik uygulamasına göre, bu tür davalarda verilen bir hüküm kesin hüküm niteliğini alamayacağından, hasımsız olarak açılması gerekir. Bu şekilde, alınan kararın, uyuşmazlıkların niteliklerine göre çeşitli mercilere ibraz edilebilme olanağı sağlanmış olur. Bu nedenle, mahkemece ara kararı oluşturularak, SSK'nun davaya dahil ettirilmesi doğru olmamıştır. Bu itibarla, mahkemece yapılacak iş, öncelikle bu davanın hasımsız olarak görülmesi gerektiği bir ara kararına bağlanarak, davalı tarafın davadan çıkarılması ve yargılamaya hasımsız olarak devam edilmesi olmalıdır.
O halde, mahkemece, yukarıdaki usule aykırı yargılama ile verilen mahkeme kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle dahili davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, davalı taraf Hazine olduğundan Harç alınmasına yer olmadığına, 28.06.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy