(6762 S. K. m. 381)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 4. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 23.05.2003 tarih ve 2000/311-2003/641 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davalılar vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 14.12.2004 günde davacı avukatı M.A ile davalılar avukatı B. gelip, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Ali Orhan tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili, müvekkillerinin davalı D.-R. Satış Pazarlama ve Dağıtım A.Ş.nin daha önceden %49 pay sahibi iken 29.04.1998 tarihinde imzalanan sözleşme ile D. grubunun %67, R. grubunun ise %33 pay sahipliği belirlenerek takip eden sermaye artışlarında da bu oranın korunacağı, sermaye artışlarında %30'un geçilmesi durumunda R. grubunun onayının alınacağının benimsendiğini, sözleşmenin imzalanmasından hemen sonra 15.06.1998 tarihinde yapılan genel kurulda sözleşme hükümlerine göre sermaye artışı yapıldığını ve davacılarca rüçhan hakları kullanılmayarak %67-%33 pay sahipliği oranının sağlandığını, ancak davalı D. grubunun müvekkilinin onayı dışında sermaye artırma olanağı olmadığını bildiğinden bu durumu bertaraf etmek amacıyla müvekkillerinin paylarını Vest LB Bankasına sözleşmenin 7. maddesine aykırı olarak rehnettiğini gerekçe göstererek sözleşmeyi tek taraflı feshettiğini, sözleşmede hisselerin rehin edilmesine engel bir hüküm bulunmadığını, buna rağmen 06.12.1999 tarihinde sermayenin %100 oranında artırılıp birleşen dava konusu 15.05.2000 tarihli genel kurulda da yeni yönetim kurulu seçimi kararı alındığını, alınan kararların sözleşmeye aykırı olduğunu, müvekkillerinin geçici finans sıkıntısının fırsat bilinerek yapılan sermaye artırımlarının gereksiz ve iyiniyetten yoksun olduğunu ileri sürerek, taraflar arasındaki 28.04.1998 tarihli sözleşmenin geçerli olduğunun tespiti ile buna bağlı olarak yapılan işlemlerin ve genel kurullarda alınan sermaye artışı ve yönetim kurulu seçimi kararlarının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekilleri, genel kurul iptali davasında husumetin şirkete yöneltilmesi gerektiğini, diğer davalılara husumet düşmeyeceğini, şirketin sermaye artışının TTK.nun 324/1 nci maddesi gereğince zorunlu olarak yapıldığını, davacıların paylarını şirket anasözleşmesinin 7/1 nci maddesine aykırı olarak rehin etmeleri nedeniyle 28.04.1998 tarihli sözleşmenin feshedildiğini, davacıların imtiyazlı pay sahibi olmadıklarından sermaye artış kararının ayrıca onayının gerekmediğini savunarak, her iki davanın da reddini istemişlerdir.
Mahkemece toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, taraflar arasındaki 28.04.1998 tarihli sözleşmenin 03.11.1999 tarihinde davalı yanca tek taraflı olarak feshinin geçerli olmadığı, zira BK.nun 535/1 nci maddesinin 7. bendine göre feshin ancak mahkeme huzurunda serdedilmesi gerektiği, usulsüz feshin sonuç doğurmayacağı ve halen sözleşmenin geçerli olduğu, sözleşmede rüçhan hakkı ve imtiyazlı hisse sahibi olan davacının onayı alınmadan %30'u geçen sermaye artışı kararının iyiniyetle bağdaşmadığı, bu artırıma dayanarak eskiden 3/5 oranında olan yönetimde grup temsillerinin 1/8 oranında belirlenip seçim yapılmasının da geçersiz olduğu, sözleşmede pay devrinin yasaklandığı, davacının payları üzerinde fer'i müdahil banka lehine rehin tesis etmesinin sözleşmeye aykırılık oluşturmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, sözleşmenin geçerli olduğunun tespitine 06.12.1999 ve 20.03.2000 tarihli genel kurullarda alınan sermaye artırımı kararı ile 15.05.2000 tarihli genel kurulda alınan yönetim kurulu seçimi kararının iptaline karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekili temyiz etmiştir.
1- Davacı taraf esas ve birleşen davalarda 28.04.1998 tarihli sözleşmenin geçerli olduğunun tespiti yanı sıra 06.12.1999 ve 20.03.2000 tarihli genel kurullarda alınan sermaye artırımına ilişkin kararlar ile 15.05.2000 tarihli genel kurul toplantısında alınan yönetim kurulu seçimine dair kararların iptalini istemiştir. Anonim ortaklıkların genel kurallarında alınan kararların geçersiz olma hali ile oyunu kullanmasına haksız yere izin verilmemesi, çağrının usulsüzlüğü, gündemin gereği gibi ilan veya tebliğ edilmemesi veya toplantıya katılmaya yetkili olmayan kimselerin karara iştirak etmesi iddiaları dışında, alınan kararların yasa, anasözleşme ve iyiniyet kurallarına aykırılığını ileri sürerek iptal isteminde bulunabilmesi için TTK.nun 381/1-1 nci bendi uyarınca genel kurula katılan ortağın alınan karara muhalif kalarak keyfiyeti tutanağa geçirtmesi gerekmektedir.
Oylama öncesi yapılan görüşme sırasında alınacak karara esas olması muhtemel bir öneriye karşı olunduğunun belirtilmesi veya bu aşamada bu hususu açıklayıcı mahiyette yazılı belge sunulması karara muhalif olduğu anlamını taşımaz. Muhalefetin görüşülmekte olan öneriye değil, alınan karara karşı yapılması gerekir. Zaten anılan madde metninde de önce alınan karara muhalif kalınması, arkasından da keyfiyetin tutanağa geçirilmesi öngörülmektedir. Dairemizin yerleşmiş uygulamaları da bu yöndedir.
(Y.11 HD, 13.10.1986 T.4870/5226-Y.11.HD.1.2.2001 T. E.9117/K683).
Dava ve birleşen davalara konu genel kurul kararları ile ilgili olarak toplantılara katılan davacı taraf önerilerin görüşülmesi sırasında muhalefette bulunmuş ise de, kararların alınmasından sonra TTK.nun 381 nci maddesinde öngörüldüğü biçimde muhalefetini tutanağa geçirtmemiştir. Bu itibarla, mahkemece peşinen muhalefetin geçerli olmadığı bu suretle de dava ön şartının gerçekleşmediği gözetilerek bu husustaki istemlerin reddine karar verilmek gerekirken, anılan husus gözden kaçırılarak kararların iptali yönünde hüküm kurulması doğru görülmemiş ve kararın bu nedenlerle davalılar yararına bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre davalı tarafın sair temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle kararın davalılar yararına BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı tarafın sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, (400.000.000) TL. duruşma vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalılara verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 16.12.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy