(2499 S. K. m. 45, 46)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Konya Asliye 1.Ticaret Mahkemesi'nce verilen 4.7.2003 tarih ve 2001/1011-2003/401 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 12.10.2004 günde davacı avukatı Ökkeş Şahan ile davalı avukatı Recep Tüzüner gelip, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Ali Orhan tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin 2499 sayılı Kanun'un 45. maddesine dayanarak yaptığı incelemelerde davalı şirketlerin SPK'nun 46. maddesine aykırı olarak izinsiz sermaye piyasası faaliyetlerinde bulunduğu ve kurula kayıt yapmaksızın hisse senedi satışı yaptığının bu şekilde yurtdışına yüksek miktarlarda döviz olarak para toplandığının belirlendiğini SPK. nun 4. maddesine göre sermaye piyasası araçlarının ihracı veya halka arzının kurul'a kaydının zorunlu olduğunu, bu nedenlerle tasarruf sahiplerinin hak ve yararlarının korunması için davalılar adına kayıtlı taşınmaz ile gurup şirketlerindeki iştirak hisseleri üzerine Ankara 8.Ticaret Mahkemesince tedbir konulduğunu, davalılara, gerekli bilgi ve belgeleri ibraz etmeleri için 1 aylık süre verilmesine rağmen bu süre içinde Kurul'a herhangi bir bilgi-belge verilmediğini, SPK'nun 46/a maddesi gereğince tedbir kararından sonra 6 ay içinde dava açılması gerektiğini ancak yasada açılarak dava türünün belirlenmediğini, ancak anılan maddenin amacının öncelikle halktan usulsüz olarak toplanan paraların karşılığının güvence altına alınması ve Holding ile şirket hakkında dava açılarak hukuka aykırı olarak edinilen paraların hak sahibine geri verilmesinin sağlanmasının olduğunu, bu amaçla hak sahiplerinin tespit edilmesi gerektiğini ileri sürerek, toplam paraların hak sahibi olan yatırımcıları ile alacak tutarlarının ve davalının ortaklık yapılarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Davalılar vekili, SPK 46 maddesinde tespitinin mahkemeden isteneceğine ilişkin bir düzenleme bulunmadığını, aksine bu işlemleri Kurulun doğrudan yapması gerektiğini, yapılacak bu tespitler sonucunda mahkemece de ancak izinsiz sermaye piyasası faaliyetlerinin doğurduğu sonuçların iptalinin istenebileceğini ve bunun da yasa ile 3 aylık ve 1 yıllık sürelere tabi tutulduğunu, müvekkillerinin hukuki statüsünde ticaret sicil dosyası ile belli olduğunu, hakla açık şirket olmadıklarından kurula kayıt yükümlülüklerinin bulunmadığını savunarak görevsizlik yada esastan red kararı verilmesini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlara göre, SPK. nun 46/a maddesinde düzenlenen tedbirleri davacının kendisinin alması gerektiği, yasa gerekçesinde de bu konuda kendi yetkisini kullanır iken kendi denetçilerini görevlendirebileceği gibi, gerekli gördüğü takdirde Maliye Bakanlığınca da denetim yapılabileceği, kurulun kendi yetkisinde olan hususlar için mahkemede tespit davası açtığı, açılan tespit davasının eda davası öncüsü olması nedeniyle davacının hukuki yararının bulunmadığı gerekçesiyle red kararı verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, takdir edilen 375.000.000 lira duruşma vekillik ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 2.220.000 lira temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 14.10.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy