(2004 S. K. m. 67) (1086 S. K. m. 275) (1163 S. K. m. 81)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Manisa Asliye 1.Hukuk Mahkemesi'nce verilen 08.07.2002 tarih ve 2000/415 - 2002/495 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 11.03.2003 günde davacı avukatı ile davalı avukatı gelip, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra, bazı noksanlıkların ikmali için dosya mahalline gönderilmişti. Bu noksanlıkların giderilerek dosyanın gönderildiği anlaşılmakla, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Ali Orhan tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalının kooperatif ortaklığından doğan borçlarını ödememesi üzerine aleyhine icra takibine girişildiğini, ancak, borca itiraz edilmek suretiyle takibin durdurulduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ve inkar tazminatı karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, 5 yıllığına kurulan kooperatifin bu sürenin dolması üzerine kendiliğinden dağılmış olması gerektiğini, kooperatifin öncelikle aldığı bonoları işleme koyarak tahsilat yapması gerekirken, doğrudan aidat ve faiz talebinde bulunmasının iyiniyetten yoksun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, kooperatifin işlerini bitirememesi nedeniyle genel kurul kararı gereğince süresinin uzatıldığı ve halen faaliyetini devam ettirdiği, her ne kadar bu konuda genel kurul kararının iptali davası açılmış ise de, mahkemece, genel kurul kararlarının yürütülmesinin durdurulması yönünden tedbir kararı verilmediğinden, anılan dava sonucunun beklenmesine gerek olmadığı, davalının borcuna vaki itirazın yerinde görülmediği gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen ve aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Ancak, davalı icra takibinde borca ve faize itiraz etmiştir. Mahkemece, davalının takip tarihine kadar oluşan aidat ve faiz borcu uzman bilirkişi aracılığı ile kooperatifin genel kurul kararları gözetilerek belirlenmesi gerekir iken, bu konuda herhangi bir araştırma yapılmadan davanın kabulüne karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, takdir edilen 375.000.000.-TL duruşma vekillik ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 13.01.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy