(1163 S. K. m. 27, 46)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Konya Asliye 2.Ticaret Mahkemesi'nce verilen 08.10.2003 tarih ve 2002/257-2003/406 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ali Orhan tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalı kooperatif ortaklığından yönetim kurulu kararı ile çıkarıldığını, karara karşı genel kurul nezdinde itirazda bulunulduğunu, ancak, çıkarma kararı kesinleşmemiş olmasına rağmen müvekkilinin genel kurul toplantısına çağrılmadığını ileri sürerek, 22.09.2002 tarihli genel kurul kararlarının iptalini istemiştir.
Davalı vekili, davacının pay devir talebinin reddedildiğini ve üyeliğin devamı sırasında da parasal edimlerini yerine getirmemesi üzerine ihraç kararı alındığını, genel kurul çağrısının da usulüne uygun yapıldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davanın salt genel kurul toplantısına çağrıda usulsüzlüğe dayanıldığını, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 53 ncü maddesine göre genel kurul kararlarının yasa, anasözleşme ve iyiniyet kurallarına aykırı olduğu iddiası ile iptalinin istenebileceği, bu hukuki nedenlere dayanılmadan salt çağrıdaki usulsüzlüğün iptal nedeni oluşturmayacağı, başkaca butlan nedenleri de bulunmadığı gerekçesiyle, dava reddedilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davacının kooperatiften ihracına ilişkin yönetim kurulu kararına karşı yaptığı itirazın görüşüldüğü genel kurul kararlarının iptali istemine ilişkindir. Dava dilekçesinde salt genel kurul toplantısına çağrıdaki usulsüzlüğe dayanılmış ise de, bu davanın açılmasında davacının amacı diğer kararlar yanında kendisinin kooperatiften ihracına yönelik kararın iptalini de sağlamaktır. Çoğun içinde azında varlığı kuralı da davacının talebinin ihraç kararı açısından değerlendirilmesini gerektirmektedir.
Davalı kooperatifin yönetim kurulunca davacıya gönderilen 1 nci ihtarda borcun ödenmesi için verilen 10 günlük süre dolmadan 2.ihtarın keşide edildiği, ayrıca 2 nci ihtarda ilk ihtar ile istenen miktardan daha yüksek bir borç bildirildiği anlaşılmaktadır. 1163 sayılı Yasa'nın 27 nci maddesine göre parasal yükümlülüklerini yerine getirmeyen ortağa anasözleşmede daha uzun bir süre öngörülmediği takdirde 1 nci ihtar ile en az 10 gün ve 2 nci ihtar ile de en az 1 aylık ödeme süresi verilmesi ve ayrıca her iki ihtarda borç miktarlarında farklılık bulunmaması (eğer ilk ihtardan sonra kısmi ödemeler varsa bunların düşülerek 2 ihtarda bu husus belirtilerek bakiyesi istenebilir) gerekmektedir. Somut olayda davacıya gönderilen ihtarlar yasanın amir hükümlerine uygun olmadığından mahkemece sadece davacının ihracının onaylandığı genel kurul gündem maddesi açısından davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle, davanın reddi bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 16.09.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy